• İlim dağıtmak için, iman dağıtmak için, insana insanca yaşamayı öğretmek için giden alimlerin, müminlerin kalleşçe katledilmesini düşün Taha!
  • CHP’nin Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ezanın Türkçe okunmasını isteyince kıyamet koptu. Yılmaz disiplin kuruluna sevkedilmesi üzerine lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na demediğini bırakmadı, karşılıklı suçlamalar ile cevaplar birbirini takip etti, derken milleti yıllarca ikrah ettiren ve bundan 68 sene önce tarihe karışmış olan “Türkçe ezan” derdi de böylece durup dururken yeniden gündeme geldi…

    Bugün burada ezanın Arapça okunmasının yasak olduğu senelerden kalma bazı belgelere yer veriyorum… Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulunan bu belgeler, ilk defa burada yayınlanıyorlar…

    Yine burada devletin 1930’lu ve 40’lı senelerde uyguladığı dinî alandaki yasakların Arapça ezan okuma ve kamet getirme ile sınırlı kalmadığını, izinsiz dinî eğitimin şiddetli şekilde takip edildiğini, Alevî vatandaşların âyin yapmalarının da suç sayıldığını, hattâ diğer dinlerin mensuplarının bile bazı yasaklamalarla karşı karşıya bulunduklarını gösteren daha başka belgeler de yeralıyor…

    Devletin o senelerdeki din politikasının temeli sadece Müslümanlar’ı değil, Türkiye’de mevcut diğer dinleri de kontrol altında tutmaya dayanıyordu! Meselâ, Türk vatandaşı olan Yahudiler’in de izinsiz dinî eğitim vermeleri yasaklanmış ve çocuklarına İbranice okutan Yahudi vatandaşlar mahkemeye sevkedilmişler, hattâ bu ailelerin evde Fransızca öğretmeleri bile suç olarak görülmüştü! Kontroller ve yasaklamalar bu kadarla da sınırlı kalmamış, Türkiye’de yaşayan ama Türk vatandaşı olmayan papazlar bile takip edilmiş, meselâ Edirne’deki İtalyan Konsolosluğu’nda görevli bir papaz ile din dersi verdiği çocukların gizlice fotoğrafları çekilmiş ve İçişleri Bakanlığı bütün bu takibatın neticesinden Cumhurbaşkanlığı’nı da haberdar etmişti!

    MUM YAKMAK BİLE YASAKTI!

    Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde mevcut böyle dosyalar dolusu belgenin yanısıra Cumhurbaşkanlığı’na her ay sunulmuş “dirlik ve düzenlik raporları” da bulunuyor ve illere göre ayrı ayrı düzenlenen bu raporlarda yeralan hadiselerin ekseriyetini “Arapça ezan”, “Arapça kamet”, “çocuklara Kur’an okumayı öğretmek”, “âyin yapmak” gibi “suçlar” teşkil ediyor. Hattâ, halkın evliya türbesi kabul ettiği mekânlara mum dikmesi bile suç olarak görülüyor ve mum yakarken yakalananlar da adliyeye sevkediliyorlar!

    Bu belgeleri yayınlarken, daha önce de temas ettiğim bir hususa tekrar dikkat çekmem gerekiyor:

    Belgelere konu olan hadiselerin, yani senelerce devam etmiş olan yasakların, takiplerin, tutuklamaların ve mahkeme safahatının hiç de hoş hatıralar olmadığını söylememe zaten gerek yoktur ve bütün bunlar tarihimizin bir döneminin gerçekleridir!

    Bugün bize düşen o devirlerde olup bitten herşeyi tarafsız ve doğru şekilde öğrenmek ama bunu yaparken tarihî meseleleri artık hayatta olmayan kişilerle hesaplaşma ve kurumlarla da didişme vasıtası olarak kullanmamaktır! Gerçi bir zamanlar devletin böyle ceberut davranışları yüzünden daha birçok alanda sıkıntılar yaşanmış, üzüntüler ve hattâ büyük azaplar da çekilmiştir ama olan olmuş, biten bitmiştir; şimdi o günler ile hesaplaşmaya kalkışmak hiddeti ve kamplaşmayı arttırmaktan başka bir işe yaramaz!

    Üstelik ezanı Türkçeleştirip Arapça okunmasını yasaklayan ve bu yasağı senelerce en şiddetli şekilde uygulayıp takip etmiş olan partinin lideri bugün şartlar ve mecburiyetler karşısında “Arapça ezan dinimizin bir değeridir. …Dünyanın her yerinde de ezan Arapça okunur ve ezana saygı gösterilir” demek mecburiyetinde kaldıktan sonra hesaplaşmaya artık hiç lüzum yoktur!

    Yazının Tamamı:
    https://m.haberturk.com/...ezan-degildi-2217436
  • Babalık, (tabii annelik de) zor iş.
    Bir yandan çocuklarınızı iyi yetiştirmek, yani ahlaklı ve çalışkan bireyler yapmak, iyiye ve doğruya yöneltmek için onlara güzel değerler aktarmak, onları bu yolda eğitmek istiyorsunuz, öte yandan dünyanın pisliklerine karşı korunmasız kalmalarını istemediğinizden, kötülükleri, çirkinlikleri ve yanlışları da onlara öğretmek zorundasınız.
  • Beya Zambaklar Ülkesi( Finlandiya) bugün nasıl eğitim sistemin de en üstte nasıl böyle iyilerin cevabını veren bir kitap. Atatürk'ün zorunlu kıldığı kitap şu an neredeyse hiçbir okulda okutulmuyor. Bu kitabı okuduktan sonra herkesin hayata bakış açısına bir şey eklenecek diye düşünüyorum. Sömürülen bir ülkeyi kurtarmak için çabalayan bir halk. Biz kendi destanlarımızı görüp sevip övünüyoruz evet ama şu ülkenin çektiği acı bizimki gibi olmasa da verdiği tepki bizden ne kadar yüksek onu göreceksiniz. Bizim sözde vatanseverliğimizin yanında gerçek vatanseverlik göreceksiniz. Derse geç gelip zorla ders öğretmen değil. Sabahtan akşama öğretmek için olan bir öğretmen göreceksiniz bu kitabı okuyunca daha çok şey göreceksiniz
  • Çocuk doğurmak çok zordur ama insanlara iyiliği öğretmek, çocuk doğurmaktan daha zordur.
  • Bir yazısında da şöyle demiştir." Anavatandaki yaşam tarzına baktığınızda, büyük bir halkın sahip olduğu güçle örtüşmeyen başarısızlık, eksiklik, geri kalmışlık ve tembellik görürsünüz. Bu durum karşısında yüksek sesle!!! " Artık işe koyulmanın vakti geldi! "demelisiniz.
    Hem öğrenmek hem de öğretmek zorundayız. Daha çok kişiyi çalışmaya davet etmeliyiz, çünkü yapılacak iş çok, çalışan sayısı az. Çalışmak için taze güce ihtiyacımız var."
  • Ben seni görmezden gelirim ama yüreğim selamı kesmiyor. 😞

    Belki de vefasızlığı öğretmek gerek yüreğe.🤔🤷🏻‍♀️