• Imanin Subeleri
    BiRiNCi KISIM:
    TASDiKLE iLGiLi iTiKADiYAT'TIR
    30 subedir
    1- Allah'a iman, Allah’in zatina, sifatlarina, birligine ve benzeri olmadığana inanmak da buraya girer.
    2- Allah 'dan baska herseyin hudusuna (sonradan yaratildigna) inanmak.
    3- Meleklere inanmak.
    4- Kitaplara inanmak.
    5- Peygamberlere inanmak.
    6- Kadere, hayir ve serrin Allah 'tan olduguna inanmak.
    7- Ahirete inanmak, kabir sualine, kabir azabina, tekrar dirilmeye,
    mahşerde toplanmaya, hesaba, mizana, sirat koprusune ... inanmak da
    buna dahildir.
    8-- Cennete ve oradaki ebedi hayata inanmak.
    9- Cehenneme, cehennem azabina, kafirlerin ebediyyen orada kalacağına inanmak.
    10-Allah'ui sevmek
    11- Allah icin sevmek, Allah icin bugzetmek. Muhacir ve Ensar
    sahabeyi, AI-i Resul (aleyhissalatu vesselam)'ti sevmek de buraya
    dahildir.
    12- Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i sevmek. Buna Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e salat ve selam okumak, sunnetine uymak da girer.
    13-ihlasli olmak ve riya ve nifakı terketmek de buraya girer.
    14- Tevbe ve nedamet etmek.
    15- Allah' tan korkmak.
    16- Allah’in rahmetinden umit etmek.
    17- Umidsizlik ve ye'si terketmek
    18- Sukretmek.
    19-Ahde vefa gostermek.
    20- Sabirli olmak.
    21- Tevazu, buyuklere saygi da buraya
    girer.
    22- Sefkatli ve merhametli olmak kucuklere sefkatde buraya girer.
    23-Allah'in kazasina razi olmak.
    24-Allah 'a tevekkul etmek.
    25- Amele guvenmemek, kendini övmeyi ve kusursuz gormeyi terketmek de buraya girer.
    26- Hasedi, cekememezligi terketmek.
    27- Kin ve intikami terketmek.
    28- Gadabi terketmek.
    29-Aldatmamak, su-i zan sahibi olmamak, hilekar olmamak da buraya dahildir.
    30-- Dunya sevgisini terketmek. Mal ve makam sevgisini terk de buraya girer.
    Kalbe muteallik guzel veya kotu amellerden herhangi biri aklina gelir de burada zikredilmemis bulursan, o esas itibariyle bu saydiklarimiz disinda kalmaz, bunlardan birine dahil oldugunu azicik bir tefekkurle gorulsun
    iKiNCi KISIM:
    DiLLE ALAKALI AMELLER
    Bunlar da yedi subeye aynhr:
    1- Kelime-i tevhidi diliyle soylemek,
    2- Kur'an't tilavet etmek,
    3- ilim ogrenmek,
    4-ilim ogretmek,
    5-Allah 'a dua etmek,
    6-Allah'i zikretmek. istigfar da buraya dahildir,
    7- Bos laflardan kacinmak
    Dorduncu KISIM:
    BEDENi AMELLER
    Bu da kirk subeye ayrilir. Bunlar da kendi aralannda uc cesittir
    1. Cesit: MUA YYEN SEYLERE AiT OLANLAR
    Bunlar on alti şubeye ayrilir:
    1) Temizlik. Buna beden, elbise ve mekan temizlikleri de girer. Bedeni hadesten temizlemek icin abdest almak, cenabetten, hayizdan, nifastan
    temizlemek icin yikanmak da girer.
    2) Namaz kilmak; buna farz, nafile ve kaza namazlan da girer.
    3) Zekat vermek; buna sadaka vermek, sadaka-i fitr odemek, comertlik, fukara ve misafirlere yedirip ikram etmek de girer.
    4- Farz ve nafile oruclar.
    5- Haccetmek, umre de buraya girer.
    6- i'tikafa girmek. Kadir gecesini aramak da buna dahildir.
    7- Dinin yasanabilecegi yere gitmek, sirk diyarindan hicret de buna
    girer.
    8- Nezirlerini odemek.
    9- Yeminleri yerine getirmek.
    10- Keffaretlerini odemek.
    11- Namaz icinde ve disinda setri 'avret (ayip yerlerini ortmek, tesetture riayet etmek).
    12- Kurbanlari kesmek, nezir kurbani varsa onu da kesmek.
    13- Cenaze islerine bakmak.
    14- Borcu odemek.
    15- Muamelelerde dogru olmak, ribadan kacinmak.
    16- Dogrulukla sahidlik etmek, hakki gizlememek.
    2. CESIT: KENDiSiNE TABi OLANLARLA iLGiLi SEYLER
    Bunlar alti subedir:
    1) Mesru nikahla evlenip iffeti korumak.
    2) Aileye karsi vazifelerini yerine getirmek. Hizmetcilere iyi muamele
    de buraya girer
    3) Anne-babaya iyi muamele etmek. Onlara karsi ukuk (haksizlik)tan kacinmak da buraya girer.
    4) cocuklarin terbiyesi.
    5) Sila-i rahm.
    6) Buyuklere itaat.
    3. CESIT: AMMEYE MUTEALLiK cEYLER
    Bunlar da onsekiz subedir:
    1) idareciligi adaletle yurutmek,
    2) Cemaat
    e uymak,
    3) Ulu'l-emre itaat etmek,
    4) insanlarz baristirmak. Haricilere ve asilere karsi mucadele de buraaya girer.
    5) iyilikte yardimlasma.
    6) Emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-munkerde bulunmak (yani insanlara
    iyiligi emretmek, kotulukten menetmek).
    7) Hududu (agir cezalari) tatbik etmek.
    8) Cihad etmek. Kislalarda asker bulundurmak buna dahildir.
    9) Emaneti eda etmek. Ganimetten beste biri (hums) odemek de buraya dahildir.
    10) Odemek sartiyla borc vermek.
    11) Komsuya iyi muamele etmek.
    12) Gecimli olmak. Helalinden mal toplamak da buraya dahildir.
    13) Mali yerinde harcamak. israftan karymmak da buraya girer.
    14) Selam'i almak.
    15) Hapsirana "yerhamukallah" demek.
    16) insanlara zarar vermekten kacinmak
    17) Eglenceden kacinmak.
    18) Yoldan rahatsizlik veren bir cismi kaldirmak.
    Butun bunlar, toplam 77 sube yapar
  • ... vatan için ölmek kadar büyük bir kahramanlıktır vatan için yaşamak da. Vatanın çiçeklenmesi, kendi ulusunun çiçeklenmesi icin öğretmek, çalışmak.
  • Öğrenmek ile öğretmek de dini vecibeler içindedir.
  • Ölüye değil, diriye telkin
    Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN / 23.09.2018

    Sünnetin lafını edip de uygulamada yan çizmek ve “her bid’at bir sünneti ortadan kaldırır” kuralı var iken bid’atların uygulanmasına çeşitli sebep ve bahaneler ile devam etmek ibretlik bir olaydır.

    Mehmed Akif merhum ne güzel söylemiş:

    Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;
    Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
    İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,
    Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.

    Evet Kur’an-ı Kerim ölüler için değil, dirilere dini öğretmek, doğru, Allah’ın razı olduğu hayat yolunu göstermek için gönderilmiştir, ama biz bunu mezarlık kitabı haline getirdik; cami ve cemaate pek devamı olmayan milyonlar onu daha çok mezarlıkta dinliyorlar. Ulemamız ilgili hadisi “Ölüye değil, ölmek üzere olan diriye okunacak” diye yorumladıkları halde Yâsîn ısrarla mezarlıklarda okunuyor.

    Evet, Kur’an okumak bir ibadettir, bu ibadetin sevabını ölmüşlere hediye etmek de olabilir, ama ölüye yapılacak başka nice hediyeler var, onlar ihmal ediliyor, herhalde masrafsız olduğu için ve üstelik mezarlıkta okunan Kur’an ibadetinin sevabı bağışlanıyor.

    Gelelim telkine:

    “Ölülerinize “Lâ ilahe illallah… cümlesini telkin edin” hadisini ulema “Ölmek üzere olan insanlara” diye anlamışlardır. İbn Âbidîn “Ölmek üzere olan kimseye şehadet kelimesinin telkini” başlığı altında bu bilgiyi vermektedir. Birkaç sayfa sonra da “Öldükten sonra telkin” başlığını açıp özetle şunları kaydediyor:

    Ölü gömüldükten sonra telkin yapılmaz. Bu hüküm, Hanefîlerde muteber olan kuvvetli (zâhir) rivayete dayanır.

    (Yine kaynaklardan farklı görüşü naklettikten sonra) Munye şerhinden şunu aktarıyor:

    Fukahânın çoğuna göre “Ölülerinize … telkin edin” cümlesi mecâzî olup maksad “Ölmek üzere olanlara” demektir. Definden sonra telkinin yasaklanmaması -hakkında delil bulunduğu ve sünnet olduğu için değil H. K.- zararlı olmadığı ve ölünün yalnızlığını giderme faydası bulunduğu içindir…”

    Bu ifadelerden anlaşılan odur ki, definden sonra mezarın başına durup telkin yapmak sünnet değildir, Peygamberimiz (s.a.) yapmamıştır, yapın da dememiştir.

    Peki zarar var mıdır?

    Evet zararı vardır. Bu uygulama, sünnet olan, Peygamberimizin yaptığı ve yapın dediği bir sünneti ortadan kaldırmıştır. Ebû Dâvûd’un Sünen’ine aldığı bir hadis şöyledir:

    “Peygamberimiz (s.a.) ölüyü defnettikten sonra başında durur ve şöyle derdi: ‘Kardeşiniz için Allah’tan günahlarını bağışlamasını ve imanında sebat emesini isteyin; çünkü o, şu anda sorguya çekilmektedir’.

    Demek ki, ölüyü defnettikten sonra bir sünnet var, orada bir süre durup hadiste buyurulanı yapacağız, onun yalnızlığını asıl böyle gidereceğiz, ama bunu yapacak yerde bırakıp gidiyoruz, dirileri duymadığı sabit olan ölüye, “şunu de, bunu söyle” diye bağırıyoruz.

    Evet tekrar edeyim: Her bid’at bir sünneti ortadan kaldırır.

    Kadim fukaha buna bid’at dememiş ve menetmemiş ise bunun sebebi, henüz bid’at kavramına uygun hale gelmemiş olmasındandır. Ama dinde aslı olmayan, dince gerekli bulunmayan bir uygulama, “dinde gerekli, olmazsa olmaz” diye kabuk edilip uygulanınca bid’at gerçekleşir. Bugün telkin bid’at kavramına uygun hale gelmiştir.

    Prof. Dr. HAYRETTIN KARAMAN (İslâm Hukuku Profesörü)
    23.09.2018 tarihli gazete makalesi.
  • (...) Erkeğin en dik yokuşu; sevişmek istediği kadını sevmek zorunda olmasıdır. Oysa sanıldığı şekilde ve umulduğu oranda bir sevgi yoktur erkek özünde. Kadın, erkeğe sevmeyi de öğretmek zorundadır. İçgüdüsel olarak bu gerçeği bilen kadın, erkek ile "elele verip" erkek yüreğinde sevgi arar. Samanlıkta iğne aramak gibidir bu. O arayışta en küçük parıltı sevgi muamelesi görür. Hatta arada bir parlayan bir saman çöpünü bile iğneden sayıp, atar yüreğinin çeyiz sandığına kadın. Sandık dolar mı dolmaz mı bilinmez ama; kadının "başım ağrıyor" bahanesi, kadının artık o samanlıkta iğnenin olmadığına inanmasıyla başlar.

    * Mehmet Elçi
  • Dünya Üzerindeki en zor icraat insanları mutlu etmektir.baş tacı yaparsın şımarır, pislik gibi davranırsın küser, muhattap olmazsın kırılır, gönlünü almaya çalışırsın trip atar, üstüne düşersin Kaçar.velhasıl kelam bir köpek Alıp ona insan gibi davranmayı öğretmek daha maliyetsiz ve zahmetsizdir