Dağlar ulu, heybetliydi. Gözalabildiğine yükseliyor, uzanıyordu. Çocuk kendini korkunç derecede küçük, korkunç derecede yalnız ve yitik hissetti. Burada bir o vardı, bir de dağlar, her tarafta dağlar, ulu dağlar...
Yeryüzünün ta öbür ucunda, görülebilen yerin en uzağında kumlu sahilin ötesinde, ortası kabarık gibi duran bir göl görünüyordu. Isık-Göl idi bu. Yer ve gök orada birleşiyordu. Ondan ötede hiç bir şey yoktu. Göl, pırıl pırıl parlıyordu. Kımıltısız ve ıssızdı. Yalnız sahilde, dalgaların ak köpükleri güçlükle farkediliyordu.