Özlem Mine Oğul

“Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?”
Reklam
“Neden gittin? Saçma bir soru. Sen seçmedin. Sana seçme hakkı verilseydi, eminim kalırdın.”
“İlkbahar geldiğinde çok sarsıldım, sen çoktan gitmiştin. Kışı geçirmemiştin. Baharın hiç gelmemesini, bir daha bahar olmamasını, bir daha yaz olmamasını diledim bir an. Sen yoktun, mutsuzdum, bütün dünya hüzünlü olmalıydı. Doğa olduğu gibi bu acıyı çekmeli, yas tutmalıydı.”
“Artık her sabah yalnız uyanıyorum. Uyanır uyanmaz aklıma gelmiyor öldüğün, sanki her sabah tekrar ölüyorsun. ‘Tekrar ölmek’ çok şükür, olmayan bir fiil, ben icat ettim, yeniden ölmek anlamına geliyor. ‘Dirilmek’ diye bir fiil var oysa.”
“Bir saksının içinde bahçe eldivenlerini buldum. Ellerin geldi aklıma, kesmiş, kazmış, tırmıklamış, dikmiş ellerin.”
Reklam