Şu yaşadığımız çağda, her geçen gün daha çok farkına vardığımız, rahatsız edici bir durumdan bahsetmek istiyorum. Şöyle ki:
İslâm'ı işine geldiği gibi anlamak, ona göre davranmak..
Rabb'inin hükümleri arasından -haşa- beğendiklerini alıp nefsine hoş gelmeyenleri yok saymaktan daha çirkin ne olabilir?
Böyle bir davranışın 'kulluk bilincine' ne kadar aykırı olduğu nasıl görülemez?
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”
{Zariyat-56}🌷
Hayatımızın, var olmamızdaki amacın apaçık ortada oluşuna rağmen:
“Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim? Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz.”
{Yâsin-22}🌷
..
Gerçek şu ki ebedi saadetin sırrı, bu kısacık hayatın anlamını kavrayıp ona göre yaşamakta gizlidir.
'Son' Nebi Muhammed Mustafa'nın (sav) gelmiş olması,
Bizlere kıyamete kadar geçerli olacak son hükümleri, uyarıları bildirmiş olması,
Artık vahiy kapılarının kapanıp Rabb'imizden bizlere yeni bir emir ya da yasak gelmeyecek olması..
Tüm bunları düşününce yüce kitabımıza bizler sımsıkı sarılmayacağız da kim sarılacak? Kaldı ki kitabın hükümleri arasında keyfi seçim yapalım..? Allah korusun istediğimize uyalım, nefsimize ağır geleni bırakalım..?
Rabb'imiz Mâide Sûresinin 3. ayet-i kerimesinde şöyle buyurmuştur:
“Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim.”
İşte bu yüzden İslâmiyet kusursuzdur. Hiçbir hükmü değişmeyecektir. O'nu bir bütün olarak kabul edip 'sen öyle buyurduysan öyledir Rabb'im' demek ve sadece bir 'kul' olduğumuzu hatırlamamız şarttır. O'na bir şeyler eklemeye veya O'ndan bir şeyler çıkarmaya kalkışmak ancak bizi kusurlu yapar. Hatta daha da kötüsü Alemlerin Rabb'ine kulluktan ziyade nefsimize, bize dayatılan sistemlere kul yapar..
Bundan Allah'a sığınırız.
İşte