Şevval Öztürk

Şevval Öztürk
@ohelldorado
Yaşamak umrumdadır.
Medya, iktidarın üstü kapalı talimatlarını yurttaşlara iletirken, toplumsal varlığımızın kişiliksizleşmemize bağlı olduğu mesajını verir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yılışıklıkla yenilgi, ilgisizlikle edepsizlik, cehaletle suç birinci dereceden akrabadır.
Erkeklerin dominant unsur ya da egemen güç addedilmelerine engel teşkil eden konformist zorbalıklarından doğan iki manzara var ki, pek az şey bu manzaralar kadar sinir bozucu olabilir. Bakınız ve görünüz, çoğu erkek tesettürlü kadınlarla evleniyor fakat resmi bir sinyal alınca hemen eşine başını açması yönünde baskı uyguluyor; yine bazı Müslüman erkekler de her nedense 'açık' kadınları eş seçiyor fakat belirsiz bir müddet sonra ona 'kapanması' yönünde telkinlerde, tekliflerde, giderek tehditlerde bulunuyor. Söze konu ettiğim bu iki durum istisnai birkaç örnekle sınırlı olsaydı çenemi tutmakta zorlanmazdım fakat erkeklerin duruma hakim ol-a-madıklarının yaygın göstergelerinden sayabileceğimiz mezkur çekişmeler ülkemizdeki parmak sayısıyla kıyaslanabilecek çokluktadır.
La Rochefoucauld, "Öyle insanlar vardır ki, aşk hakkında hiçbir şey duymamış olsalar, asla aşık olmazlardı." demiş. Görgüsüzlerin ve gösterişçilerin çağında (görüntü çağı) aşk dediğin, can-ı gönülden bocalayarak sezonluk heyecanlarının ceremesini (müzik eşliğinde) çeken bir abartı teknisyeni zannediliyor.
Sevgisiz bir barış ve nefretsiz bir savaşın bir arada yürüdüğü hayat, ölümcül bir spor haline geldi. Haklı olma çabası mana ve ehemmiyetini yitirdiğinden midir nedir, haksızlığa uğramak kimseyi şaşırtmıyor. Dikkatler dağınık; aksi takdirde açgözlü bir kör gibi davranmak imkansızlaşırdı.