Adam sessizce oturuyordu denizin kıyısında . İçindeki tüm çığlıkları denizin sesi ile karışıyor, aklı sonsuz bir okyanustaki boşluktaydı sanki. Bugüne kadar yaşadığı her anı düşünmek defalarca düşünmek istiyordu. Elinde mutlu olmak için bir fırsatı vardı hem de kendi kendine ona gelen çabasız. Ama o ne yapmıştı . Kulaklarını kapatıp duymadı, gözlerini kapatıp görmedi, hislerinden kaçıp sustu. Çabasızlığı değersizliğin kapıları aralamıştı ve bu fark edilmeyecek zannetti. Büyük bir yanılgıya düştü. Hayatı boyunca kapılarını kendi kapatan adam bu sefer sert kayaya çarpmıştı. Ummadığı bir anda yüzüne kapanan kapıyı aralayacak cesareti bile yoktu. Çıkmaz sokağın sonsuzluğunda öylece çaresiz kalakalmıştı. Hatalarının hepsinin farkındaydı fakat telafi etmek gibi bir çabası yoktu. Kendinden bu denli vazgeçen kadının artık gitmesi gerektiği anladığı anda adam yalnızlığının koyu gri sokağında nefes alamıyordu. Küçük bir velet gibi mızmızlanarak hissizliğini savunmalarıyla saklayıp görünmez olacağını zannediyordu adam. Yazık olmuştu güzel yaşanabilecek onca güne .