Gamze

Gamze
@okatgamze
Bazı kadınlar yağmur sonrası çıkan güneş gibi. Derinlerinde rengarenk gökkuşağı saklı. Yağmuru sevmeyen gökkuşağını göremez. 😉
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kayıp devamı..
Arda anlatmaya başladı kapıdan içeri girer girmez ama Asuman hiç birini duymuyordu sanki. Uçurumun kenarından derin sulara sırt üstü düşmüş gibi kulakları uğulduyor derinlerden duyduğu karmaşık sesler onu daha da derinlere çekiyordu sanki . Kendine geldiğinde kapı ya yaslanmış olduğunu farketti. Arda tam karşısında cevap bekleyen gözlerle ona bakıyordu. Ne diyeceğini bilmeden hızla salona geçti . Dili damağı kurumuştu. Papatya çayından bir yudum içti derin bir nefes aldı. Konuşmaya mecali yoktu ki dinlesin . Arda yine sıraladı sebeplerini yanlış anladığını onun kıymetli olduğunu söylüyordu. Asuman’ın duymak istedikleri bunlar değildi . Açıklama yoktu ki sebepler sıralanırken bunları duymak istemediğini fısıltı gibi çıkan sesi ile mırıldandı. Devamı sonra ……
Neydi derdi anlaşılmamak mı sevilmediğini düşünmek mi ? Yorgunluğu bu iki soru arasında bir sicim gibi boynuna dolanıyordu. Aynada gördüğü kimdi? Yaşadıklarına göğüs gerdiği zamanlar nasıl başlıyordu yeni güne ? Anıları oyun mu oynuyordu? Ayna da gördüğü güçsüz yenik kadın da kimdi böyle ? Yaradılış amacını ararken koybolmuştu. Her şeye anlam yüklemek gibi gereksiz bir lanet vardı zihninde. Aradığı yol nerdeydi? Hangi kapıdan içeri girmeliydi? Kapıdan geçerken kimlerin elini tutmalıydı? Ya da kapının dışında kimlere veda etmeliydi? Hayatının ipi elinden gideli çok olmuş gibi hissediyordu. İnsanların yüzüne bakıp bir mana arıyordu. Yaşamak için sebepleri neydi onların? Ya da gitmek için sebepleri var mı merak ediyordu. Anlamsız onca günün içinden ayın haberini verdiği gece de hücum ediyordu tüm soruları aklına. Uykularında bu sorulara saçma sağan rüyaları ile cevap arıyordu. Yorgun ve telaşsız sabahlarında maskesini takıp güne yapabileceği en iyi şekilde başlayıp sakinliğini ve derinliğini sevdiği karanlığının gelmesi için yıldızları şahit tutuyordu. Akıp giden her gün için çabasız yolsuz ve yorgun adımlarla ömründen çaldığı günlerim hesabını tutmuyordu artık. Her şey mi üst üste gelmişti yoksa bunun içinde kendi payı var mıydı düşünmeden edemiyordu. Her şeyin fazlası zarar derler eskiler düşünmenim zararını yaşadığı yerden bildirirken kelimelerin yetmediğinin farkında olmak onu eksiltiyordu. Bir gün iyi olur mu her şey bilmezken gözleri uykuya teslim oldu umutsuz bir sabaha kadar.
Ben senin bahçende çiçek açamam . 07.09.25
Adam sessizce oturuyordu denizin kıyısında . İçindeki tüm çığlıkları denizin sesi ile karışıyor, aklı sonsuz bir okyanustaki boşluktaydı sanki. Bugüne kadar yaşadığı her anı düşünmek defalarca düşünmek istiyordu. Elinde mutlu olmak için bir fırsatı vardı hem de kendi kendine ona gelen çabasız. Ama o ne yapmıştı . Kulaklarını kapatıp duymadı, gözlerini kapatıp görmedi, hislerinden kaçıp sustu. Çabasızlığı değersizliğin kapıları aralamıştı ve bu fark edilmeyecek zannetti. Büyük bir yanılgıya düştü. Hayatı boyunca kapılarını kendi kapatan adam bu sefer sert kayaya çarpmıştı. Ummadığı bir anda yüzüne kapanan kapıyı aralayacak cesareti bile yoktu. Çıkmaz sokağın sonsuzluğunda öylece çaresiz kalakalmıştı. Hatalarının hepsinin farkındaydı fakat telafi etmek gibi bir çabası yoktu. Kendinden bu denli vazgeçen kadının artık gitmesi gerektiği anladığı anda adam yalnızlığının koyu gri sokağında nefes alamıyordu. Küçük bir velet gibi mızmızlanarak hissizliğini savunmalarıyla saklayıp görünmez olacağını zannediyordu adam. Yazık olmuştu güzel yaşanabilecek onca güne .