Şeker bağımlılığını kırmak hem zor, hem de çok kolay; şeker
arzusu kandaki şeker düzeyi ile ilgili değil, kan şeker düzeyindeki
oynamalarla ilgilidir. Şeker yenildiğinde aniden yükselen kan
şekeri, insülinin etkisiyle aynı hızda düşer, bu da beyinden 'şeker
istiyorum' sinyallerinin gelmesine neden olur.
Şeker, tadı ve metabolizmada yarattığı etkileriyle çok güçlü
bir uyarıcıdır; tadı beyinde haz merkezlerini uyarır, bu uyarılma
'mutluluk' hormonlarının salgılanmasına neden olarak rahatlık ve
mutluluk duygusu yaşatır.
Öğün atlamak zararlıdır: Hayır, 3 öğün diye bir şart yok.
Yüz binlerce yıllık gelişimimizde insanlar günde bir öğün,
bazen 2 günde 1 öğün yemek yerlerdi. Bırakın gelişimimizi,
1 00 yıl öncesinde dahi günde 1 -2 öğün yenirdi. 3 öğün, 'modern'
yaşamın bir icadıdır.
• Kahvaltı günün en önemli öğünüdür: Bu ifadenin ABD'de
1 950'li yıllarda hazır kahvaltılık mısır gevreği üreten bir firmanın
reklam kampanyasından kaynaklandığı biliniyor. Bu
konuda tatmin edici hiçbir bilimsel çalışma yok. Kahvaltının
diğer öğünlerden hiçbir farkı veya ilave faydası yok.
• Sık sık ve azar azar yenmeli: Azar azar yemek insanlarda tat -
minsizliğe ve strese neden olur.
• Yemek aralarında ra öğünler' yemek metabolizmayı canlı
tutar: Metabolizma, yemek yemeyle hızlanmaz. Ara öğünler
gereksiz insülin salgılanmasına ve sürekli 'tıkınma' alışkanlığına
neden olur.
• · Rafine bitkisel sıvı yağ ve margarinler tereyağından daha sağlıklıdır:
Rafine bitkisel sıvı yağlar, adı geçen bitki yağının birçok
kimyasal işlemden geçirilmesi ile elde edilir. Margarinler
ise kalitesiz bitkisel yağların yine kimyasal işlemlerden geçirilmesi
sonucu elde edilir. Ayrıca tereyağı zararlı değil, faydalıdır .
• Kaloriden tasarruf etmek için 'suni tatlandırıcılar' kullanılmalı:
Suni tatlandırıcılar faydalı değil zararlıdır. Üstelik
zayıflatmaz, aksine, kilo almaya neden olur.
"İştahınız ile iradeniz mücadeleye girerse, iştah mutlaka
galip gelecektir?' Limbik açlığa maruz kalmamak için en iyi yol,
gıdalarla mümkün olduğu kadar az karşı karşıya gelmektir.
Sonuç olarak içe alma, temas biçimi, diğer temas biçimlerinin temelinde yer aldığından içe alınanların değiştirilmesi hem çok derin ve yoğun bir çalışmadır hem de buradaki gibi değişimler diğer temas biçimlerinde de belirgin değişimlere yol açması nedeniyle çok önemlidir.