Dünün geri kalmışlığını, bugünün anlamını aramaya tenezzül etmeyen yaşamlarını ve yarının distopik olasıklarını aktaran bir öykü kitabı; Dün Bugün Yarın. Yani aslında sadece zaman ismi değil ayrıca bir kategori ismi oluyor dün bugün yarın.
Her üç bölümde dörder adet hikaye bulunuyor eserde. Bazıları benim için diğerlerinden daha etkileyici oldu ve sanırım bunun nedeni duygu yoğunluğu… Ayrıca yazarın üslubu ve kalemi okuru sıkmadan okumaya yönlendiriyor. Özellikle gelecek kısmında yazarın hayal dünyasına konuk oluyoruz. Ve gerçekten etkileyici şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. Kim bilir belki de gerçekten ileride böyle şeyler yaşancaktır…
İlk kısım olan Dün bölümünde, geçmişin izlerini görüyoruz. Özellikle kadınlara yüklenen acılar, geçim derdinin sıkça görüldüğü toplum ve aile geçirme derdinde alın terleri döken babalar… Her öykü bir diğerinden kasvetli oluyor burada. Bir hikayede ölümü istediği halde ondan köşe bucak kaçan birini okurken, diğer öyküde ise bir aşkın acı dolu yıllarını okuyoruz.
Bu kısımda benim favori öyküm, Soğuk Damga oldu. Kadına, kadından habersiz yüklenen zorunluluklar… Kadını para karşılığı satmaya kalkmalar… Yani kadına insan gözüyle bakmayan bir toplum. Bu acı öykü hemcinsim kaleme alındığı ve büyük ihtimalle oldukça benzer şeyler yaşandığı için etkiledi sanırım. Her zorluğa rağmen aşkını bekleyen bir kadını, toplumda dışlanmasına rağmen var olmaya çalışan bir insanı ve özellikle toplumun yarattığı tabular yüzünden hayatından olan bir bireyi okumak benim için oldukça üzücüydü. Temennim, insana insan olduğu için değer veren bir toplumun gelişmesi oldu bu öyküde.
İkinci kısım olan Bugün, toplumun yalnızlık ve depresyon içerisinde geçirdiği yaşamı aktarıyor. Çağımızda özellikle görülen psikolojik rahatsızlıkların konu edildiği öykülerde,
insan