Hafıza tükenmeyen bir şeydi artık,ama zamanın derinliği,kağıdın sararması ve kokusuyla,kenarı kıvrılmış sayfalar ve tanımadığımız bir el tarafından altı çizilmiş bir paragrafla aktarılan hissi yok olmuştu.Sonsuz bir şimdidin içindeydik.
İki durum arasında bir bağlantı yoktu,sadece,öleceklerinden habersiz o üç bin insanla,on beş dakika öncesinde,aynı anda hayatta olmamız hariç."Ben dişçideydim,yoldaydım,evde kitap okuyordum",hatırladıkça,bu eş zamanlılığın sersemletici etkisiyle dünya üzerindeki insanlar arasındaki ayrışmayı ve birbirimize aynı pamuk ipliğiyle bağlı olduğumuzu idrak ediyorduk.