güler

güler
@okugule
"Kadın Olmak"
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 03:47
Gerçek bir olaya dayanan ve bir cinayet ile başlayan bu kitapta, hikayeyi üç farklı kişinin bakış açısıyla okumaya başlıyoruz. Davanın hakimi tarafından anlatılan birinci bölüm özellikle kadın okurlar için okunması zor bir bölümdü. Hakim Faik İrfan'ın geçmişinden kesitler okuduğumuz bu bölümde gecekondu mahallesinde yaşayan karakterin sınıf atlama sürecinde yaşadığı zorluklar, annesi ve kız kardeşiyle başlayan nefreti daha sonra karısı ve bütün kadınlardan nefret etmesine dönüşüyor. Baştan aşağı eril bir sistemin savunucusu olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın ikinci bölümü Melek tarafından anlatılıyor. Melek, sefaletin içinde doğup büyümüş bir çocuk. Onu seven tek kişi olan dedesini de kaybetmiş. Üvey babasının şiddetine maruz kalmış. Hizmetçisi olduğu evin hanımı ölünce Hüsrev ile evlenmek zorunda kalıp onun hastalıklı cinsel fantazilerine maruz kalıyor. Hiç tanımadığı erkeklerle birlikte olmaya zorlanan Melek, kendini öldürmek istese de bunu yapacak cesareti olmadığından her şeye boyun eğip susmayı öğreniyor. Kitabın üçüncü bölümü ise Melek'i sevdiği için(!) kurtarmak isteyen Yalçın tarafından anlatılıyor. Yalçın, Hüsrev'i öldürüp Melek'i özgürlüğüne kavuşturmak istese de Hüsrev'in cesetinin bulunması üzerine mahkemeye çıkarılan Melek, eve girip çıkan erkeklerin verdiği ifadeler sonucunda "orospu" olarak damgalanıp idam cezasına çarptırılır. Yalçın ise "kadının tuzağına düşüp onun kocasını öldüren toy aşığı" olarak nitelendirilir. Binlerce yıldır süregelen ataerkil sistemde her zaman kadını haksız çıkarmak için bahaneler arayıp duran toplumumuzun gerçekleri bir kere daha suratımıza bir tokat gibi çarpıyor. Oysa Yalçın'ın da diğerlerinden bir farkının olmadığını Melek'in "Kurtarmasını biliyordu diğerleri gibi çökmeyeydi üstüme” cümlesinden anlayabiliyoruz. Vicdanı olan
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 15:55
Sevmek bir sanat mıdır sorusu ile başlayan kitapta yazar, sevginin de diğer sanat dalları gibi bilgi, disiplin, sabır ve çaba isteyen incelikli bir eylem olduğunu savunuyor. Dört bölümden oluşan eserin her bir bölümünde farklı sevgi türleri psikolojik ve felsefi boyutlarıyla anlatılıyor. Fromm'un sevgiye dair yaptığı tanımlar ve verdiği örnekler insanı etkilemekle birlikte sevgi üzerine daha çok düşünmeye itiyor. Kitabı bitirdikten sonra sevginin evrendeki en değerli şey olduğunu ve sevmenin/sevilmenin de hak edilmesi gereken bir şey olduğunu düşündüm. Binlerce yıldır sevgiye dair yapılan yorumlardan hiçbiri sevgiyi derinliğiyle anlamamıza yetmeyecek olsa da çok etkilendiğim başka bir alıntıyı paylaşarak incelememe son vermek istiyorum. "İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz. Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam, dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim."
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,8bin okunma
Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız.
Başka birisine seni seviyorum diyebilirsem "sende herkesi seviyorum, seninle bütün evreni seviyorum, sende kendimi seviyorum" diyebilmem gerekir.
Kişi, uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi, sevdiği şeyler için emek harcar.
Reklam