Ah teslimiyet! Teslimiyetin köleliğidir ki ancak, ümit meyvesini yeşertir: Vahdetin tadı. Ama arayışçı vahdetin gölgesine daha erişmeden -uzun yolların yolcusu her kuş, Simurg’un huzuruna gelmeden- kalbin bütün ayrık otlarından temizlenmesi gerekir. Bu temizlik, Hazreti Şems-i Tebrizî’nin, “Marifet nedir?” sorusuna verdiği cevapta karşılığını bulur:
“Kalbin Hakk ile hayatlanmasıdır,” der Hazret ve ekler: “Diriyi öldür -yani nefsini. Ölüyü dirilt -yani kalbini. Bulduğunu yitir -yani dünyayı. Yitiğini bul -yani ahireti. Varı yok et -yani hevânı. Yoğu var et -yani niyetini. Mârifet kalptedir, delâlet dildedir. Ubudiyet tenden geçmekle yapılır: Eğer cehennemden kaçıyorsan, niyetine sadık kal; eğer Mevlânı arzu ediyorsan yüzünü O’na döndür, çünkü O’nu hemen bulacaksın…”