Canan

Canan
@okurbahcem
"Bir an için tahayyül ediniz ki: Batı dünyasındaki rönesans, reformasyon, bilim ve düşünce ihtilali, Fransız İnkılabı ve Sanayi Devrimini; Atatürk bir insan ömrüne sığdırmıştır." Arnold Joseph Toynbee
Biri kadın için "eksik etek" mi dedi?
Martin Eden’ı okurken bir şeye inanılmaz takıldım. Kitabın ilerleyen bölümlerinde kadın yerine "eksik etek" tabiri geçiyor. Şimdi, orijinal dilinde tam olarak ne yazıyor, Jack London mı bunu tercih etmiş yoksa tamamen çevirmenin kendi dilimize uydurma hevesi mi emin değilim ama beni rahatsız etti. Nereden baksanız tutarsız, nereden baksanız buram buram cinsiyetçilik kokan bir tabir bu. Kadını her fırsatta küçümseyen, geride gören o zihniyetin dile vurmuş hali resmen: "Eksik etek". Yıl olmuş 2026, artık şu köhne, ayrımcı tabirleri edebiyatta da günlük hayatta da bir kenara bırakalım, hiç kullanmayalım diyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Unutmak ya da Unutamamak
Jane Austen’ın "İkna" adlı romanın da Anne hepimizin çok yakından bildiği bir gönül yorgunluğunu ne kadar güzel dile getiriyor: "Evet. Biz (kadınlar) gerçekten de sizi, sizin bizi unuttuğunuz kadar çabuk unutmuyoruz. Bu belki de erdemimiz değil ama kaderimiz. Elimizden başka türlü gelmiyor. Evde sessizlik içinde, kapalı hayat sürüyoruz ve hislerimiz bizi ele geçiriyor. Sizler bir şeylerle uğraşmak zorundasınız. Sizi hemen dünyaya geri döndürecek bir mesleğiniz, meşgaleniz, işiniz var hep ve sürekli bir şeyle meşgul olmak, sürekli değişikliğe maruz kalmak hisleri kısa sürede zayıflatıyor." Bu sözleri bizim toprakların pencere önü bekleyişlerine uyarlayabiliriz, değil mi? Bizde de erkeğin yazgısı hep dışarıda, tozun toprağın, ekmek kavgasının arasında yazılır; hayatın o keşmekeşi ona unutturur, oyalar, zihnini meşgul eder. Kadının yazgısı ise çoğu zaman o mutfak penceresiyle kapı eşiği arasına sıkışıp kalır. Dışarısı gürültülüdür, içeri ise sağır edici bir sessizlik. İşte Anne’in vurguladığı o unutamama meselesi tam burada düğümleniyor: Kadın için unutmak bir lüks, çünkü kaçacak bir yeri yok. ​Erkek dışarıda hayatla çarpışırken zihni bin parçaya bölünüyor ama kadın içeride, o dört duvarın arasında kendi duygularıyla, o geçmek bilmeyen hatıralarla baş başa kalıyor. Kadının sadakati ya da hafızasından silip atamayışı, biraz da hayatın onu o hislerle baş başa bırakmasından kaynaklanıyor. Hayat erkeğe git ve karış derken, kadına dur ve hatırla diyor. Haliyle o ev, bir yerden sonra insanın hem sığınağı hem de duyguların hiç eskimediği o kapalı kutusu oluveriyor. EvlilikEvlilik
1000Kitap
"Akıllı düşman akılsız dosttan daha hayırlıdır." İmam Gazali
1000Kitap
Çocuk Olmak
Peki, gerçekten çocuk olmak neydi? Sadece boyunun kısa olması mı, yoksa sırtındaki o görünmez yüklerin ağırlığını henüz hissetmemek mi? Bir çocuk için dünya, her düştüğünde tutunacağı güvenli bir liman mı olmalıydı; yoksa hayatta kalmak için erkenden öğrenmek zorunda kaldığı sessiz bir savaş mı? Eğer bir çocuk, annesi üzülmesin diye dizindeki yarayı saklıyorsa; eğer babasının yorgunluğunu görüp kendi temel ihtiyacından vazgeçiyorsa, o çocuk gerçekten çocukluğunu yaşamış sayılır mı? Alice Miller’ın dediği gibi; bir çocuk, anne babasının mutsuzluğunu tamir etmek için dünyaya gelmiş bir araç mıdır, yoksa sadece kendi kanatlarıyla uçmaya hakkı olan hür bir can mı? Düşünün ki kaçımız "uslu durursam sevilirim", "başarırsam kabul görürüm" diyerek büyümedik? Gerçekten çocuk olmak; hata yaptığında dünyanın başına yıkılmayacağını bilmek, gelecekte birilerine bakma sözü vermiş gibi görülmeden, sadece o an var olduğun için kucaklanmak değil miydi? Peki ya çocukken kaç kez sadece kendimiz olduğumuz için sevildik, kaç kez başarısız olma hakkını korkusuzca kullandık? Oysa gerçek büyüme, insanın kendi içindeki o çocuğun elinden tutup ona şu cümleyi kurabildiği an başlıyor: "Artık kimsenin yarım kalan hayallerini tamamlamak zorunda değilsin, artık sadece kendin olabilirsin."
1000Kitap
Bazı başarılar ebeveynleri gururlandırmak için değil, onlardan yeterince uzaklaşabilecek gücü toplamak için de inşa edilir.
1000Kitap