Her gün asıl saadet gelecekmiş gibi bir özleyişle ertesi günleri beklerken, bu durum uzayıp gittikçe üzücü bir hayal kırıklığından, bütün üzüntüden başka bir şey ele geçmediğini görmekten doğan o karanlıklar, onu da yıkıp harap ediyordu.
Buna bir dakika bu tutkuyla bakmak insanı yakar, eritir hissiyle, istese zorlasa bile bakamıyordu ve ona bakmak hiçbir zaman kavuşulamayacak bir saadet olarak yaşıyordu.