"Üniversitede mi okuyorsun lan?"
"Evet efendim ama bir yanlışlık oldu, bakın anlatayım."
Mehmet bunu der demez komiser sert bir sesle.
"Kes lan sorduk mu?" diyerek önce azarladı sonra,
"hangi okulda okuyorsun? diye sordu
"İTÜ Mühendislik Fakültesi"
"Tam yeri, başka bir şey olmaz ki lan sizden!"
Kahvenin neredeyse tamamı 12 Eylül'ü destekliyordu. Zaten desteklememek diye bir şey düşünülemezdi. İnsanlar her ne kadar olayları asker durdurdu diye sevinse de bir yandan da 'aman bir şey olur, beni de alırlar, asker bu, derdini anlatamazsın' düşüncesi ile korku içindeydi.
Hükümet aleyhinde en ufak bir toplantı olsa hemen polis harekete geçip müdahale eder, oradakileri tutuklayarak protesto yapılmasına müsaade etmezdi. Böyle illegal bir yürüyüşü polisin gelip dağıtmaması olağanüstü bir durumdu.
Tabii gerçek daha sonra ortaya çıkacaktı. İçişleri Bakanlığından polise karakolları terk etmemeleri emri gelmişti.
Beyoğlu o günlerde bambaşkaydı, güzel bir kokusu vardı, insanları güzeldi, sokakları güzeldi, temizdi, insanları gibi. Esnaf dükkânını kilitlemezdi, kimse kimseye laf atmazdı,kravatsız Beyoğlu'na girilmezdi. Çiçek Pasajı'ndaki biranın tadı daha lezzetliydi.
Her şey değişmişti 1955'in 6-7 Eylül'ünden sonra