Nişanlarımı sökerken hissettiğim ufak bir teessür büsbütün zail olmuştu [kaybolmuştu]. Vakıa artık, eski tahayyülatım [hayallerimdeki] gibi, memlekete hadim iyi bir asker olamayacaktım. Çünkü bu andan itibaren hiç idim. Dağda ise, kim bilir, hangi kurşunla vurularak, asi diye, cesedim bir köşeye atılacaktı. Fakat, memnun idim. Çünkü, şimdiye kadar, memlekete esaslı bir faide temin edemeden, on defa ademe [yokluğa, ölüme] mahkûm olup kurtulan hayatımı bu kere hakikaten vatan selameti yolunda sarf edecektim. Binaenaleyh, elbet bir gün gelecek, beni rahmetle yad eden bulunacaktır, diyordum.
Sayfa 65 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Artık gözümde hiçbir şey yoktu. Evet! Bir vakitler vatana hiçbir faide [fayda] temin etmeden bir şaki kurşununa hedef olacak yerde, vatanın selameti için ölecektim. Bu halde, hiç olmazsa, rahmet okuyacak birkaç kişi bulunacaktı.
Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kalbimde, yalnız başıma, bu idare-i zalimeyi kökünden devirecek bir kuvvet ve bu kuvvetle mütenasip bir hahiş [orantılı bir heyecan] hissediyordum. Böyle vatana çalışmaya azmeden bir cemiyete intisabım [girişim] dolayısıyla bir de fahr [öğünç] hissediyordum.
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Binaenaleyh,her şeyden evvel, hükümetin vazifesini hüsn-i suretle ifa etmesi [iyi biçimde yerine getirmesi] için, kavaninin tamami-i tatbikini [yasaların eksiksiz uygulanmasını] temin etmek lazımdı. Çünkü madun [ast] mafevkine [üst'üne] itaat etmezse, mafevkler daima madunun gönlünü alarak iş gördürmeye, dolayısıyla, onun keyfine tabi olmaya mecbur idi.
Sayfa 22 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu