Yaşar Kemal, kalemini okumaktan keyif aldığım, beni heyecanlandıran ve çok etkileyen bir yazar. Hayatını araştırmış bir okur olarak, her kitabında kendi yaşantısından izler taşıdığını fark ediyorum ve bu durum kitaplarını hevesle okumamı sağlıyor çünkü onu okuyormuş ve okudukça daha iyi tanıyabilecekmişim gibi hissediyorum.
Kitaba gelecek olursak, kitapta, toplumun, tüm insani duygularını kenara bırakarak insanları nasıl etkilemeye çalıştığını, tüm acımasızlığıyla insanların değerleriyle nasıl oynadığını okuyoruz. En önemlisi toplumun tek bir kişiden oluşabildiğini görüyoruz kitapta; bir kişinin toplumu yönetebildiğine ve onları nasıl kandırabildiğine şahit oluyoruz.
Olayları okurken diğer kitaplardan daha az heyecanla ve istekle okuduğumu söyleyebilirim. Bunun sebebi şimdiye kadar okuduğum Yaşar Kemal kitaplarında baş karakterin içsel hesaplaşmaları kitapta daha fazla yer alıyordu ve karakteri benimsememi, tanımamı ve bir sonraki adımını tahmin edebilmemi sağlıyordu. Ama bu kitapta Hasan’ın iç çatışmalarından, düşüncelerinden çok toplumun söylediklerini ve yönlendirmelerini okudum ve Hasan’ın aslında bu olayı ne düşünerek gerçekleştirdiğini yani tam olarak ne hissettiğini okuyamadığımdan onu yeterince benimseyemedim. Bu sebeple, arka kapakta belirtildiği gibi Hasan’ın bu durumu hiç anlayamamış olmasını kendime açıklayamadım ve inandıramadım.
Konu arka kapak yazısına gelmişken yapılan bir hatadan bahsetmek istiyorum. Arka kapakta yer alan kısa özetle kitabın bütün heyecanı yitirilmiş, olayın nereye bağlanacağı açık edilmiştir. Ben bu sebeple kitabı okurken, sürekli, Hasan’ın annesini öldürmesini bekledim; öldürecek mi kuşkusunu hissetmeyi tercih ederdim.
Son olarak, Yaşar kemal kitaplarında genel anlamda beni heyecanlandıran bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bu