Her şeyiyle çok beğendiğim kitabın yorumuyla geldim.
Yaralasar konusuyla çok dikkatimi çeken, büyük beklentiyle başladığım bir kitaptı. Konusu, yazımı ve karakterleriyle o kadar güzel bir kitaptı ki sanırım 'büyülendim' desem yeridir. Size biraz konusundan bahsedeyim;
Yetiştirme yurdunda büyüyen Sedef, bir gece kimsesiz yirmi dokuz çocukla birlikte "damgalanır". Artık bu kimsesiz çocukların tamamı Yarası'dır ve damgacıyı gören tek çocuk Sedef'tir, Sedef, o gece yaşananlardan sonra yurttan kaçacak sokaklarda yaşamaya başlamış ancak kötü şans peşini bir türlü bırakmamıştır. Düştüğü bu çukurdan çıkması için eline bir fırsat geçen Sedef'in iki seçeneği vardır: Ya kaçıp kurtulacak ya da bundan sonraki hayatını sokaklarda devam edecektir. Ancak beklenmedik bir olay her şeyi altüst eder; Damgacı yıllar sonra ortaya çıkmış ve damgaladığı otuz yarasanın peşine düşmüştür.
Kitap hızlı bir tempoda başladı ama çabucak adapte oldum. Aşırı akıydı, betimlemeler ne eksik ne fazlaydı. Yazar o ayarı çok güzel tutturmuştu. Kitapta sıkıldığım bir yer olmadı aksine kitap elimden düşmedi. Olaylar güzel işlenmiş ve duygu çok iyi hissettirilmişti. Yankı'nın yaşadıkları beni ağlatırken iç sesi beni kahkahalara boğdu. Kitabı okurken istemsizce 'katil kim?' sorusu kafamı kurcaladı durdu. Kitaptaki karakterler o kadar çoktu ki, başta hepsinin birbirine karışacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. Her karakterin kendine has tavırları ve karakterleri çok güzel işlenmişti. Yankı, ilk yarısında onu hiç benimseyemesem de, anlamasam da ikinci yarıda tıpkı öbür karakterler gibi büyük gelişim göstermişti. Çoğu kişi onu sevmese de ben Yankı'yı gerçekten seviyorum. Kuzey ve Hakan'a istemesem de sempati duymaya başladım. Yiğit, Naz'ı çıldırtsa da beni çok eğlendirdi. Naz'ın süslü hallerine bayılıyorum. Ecrin
Kalmak mı zor, gitmek mi? Ben hep kalan olmuştum bu hayatta. Annesiz kalan, babasız kalan, Anka'sız kalan, sevgisiz kalan, öksüz kalan, yetim kalan... Zordu, hem de çok zor.