• “Birbirimizden ayrılmayalım. Önemli olan bu. Birbirimizden ayrılmamak.”
    Tess Gerritsen
    Sayfa 229 - Martı Yayıncılık
  • Doğrusu biraz aptal olan ve belki de bu aptallığı yüzünden sevdiğimiz birinin birdenbire akıllanması pek de hoşa gidecek bir şey değildir.
    Dostoyevski
    Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Bu toplumun, bu milletin yeniden toparlanması gerekecek. Allah'tan Türkiye'nin her tarafında görüyoruz, binlerce insan tanıdım, hâlâ millî hassasiyeti, millî duyguları olan temiz insanlar var.
  • Din ile ilgili hükümlerin dayandığı kaynaklar Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas olmak üzere dörttür.

    A) Kitap
    Kitap, Kur'an-ı Kerim'dir.
    Kur'an, "Allah tarafından Cebrail (as.) vasıtasıyla Arapça olarak peygamberimize indirilmiş ve bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı kelamdır."

    B) Sünnet
    Sünnet, sözlükte "yol ve âdet" demektir. Terim olarak Sünnet, "Peygamberimizin Kur'an'dan başka söz ve davranışları"dır.
    Bu tanımlamadan sünnetin üç kısım olduğu anlaşılmaktadır:
    a) Kavlî Sünnet: "Peygamberimizin sözleri" demektir.
    b) Fiilî Sünnet: "Peygamberimizin davranışları" demektir.
    c) Takrirî Sünnet: Peygamberimizin, bir Müslümanın yapmış olduğu bir iş veya söylemiş olduğu bir sözden haberdar olduğu hâlde buna karşı çıkmaması ve onu sükûtla karşılamasıdır. (...) Sünneti dikkate almadan Kur'an-ı Kerim'i bütünüyle anlamak mümkün değildir. Çünkü dinin bütün hükümleri Kur'an-ı Kerim'den öğrenilmediği gibi, pek çok hükmün ayrıntılarını ve nasıl uygulanacağını da Kur'an anlatmaz. (...) Fıkıh âlimleri, sünneti hükmü itibariyle de iki kısma ayırırlar:
    a) Sünen-i Hüda: Peygamberimizin ibadetle ilgili olan sünnetidir. Bu sünneti yapan sevap kazanır, yapmayan ise kınanır ve azarlamayı hak eder. Ezan, ikamet, cemaatle namaz ve farz namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler, gibi.
    Böyle bir sünneti küçük görmek ise o sünnetin sahibini hafife alma anlamı taşıyacağı için -Allah korusun- insanın küfre girmesine sebep olur.
    b) Sünen-i Zevaid: Peygamberimizin beşeriyet icabı giyinmesi, oturması, yatıp kalkması ve uyuması gibi, adetle ilgili olan davranışlarıdır. Bu tür sünneti terk etmek mekruh olmadığı gibi yapmayan kimse de kınanmaz.

    C) İcma
    İcma, sözlükte "birleştirmek, bir konuda fikir birliği etmek ve azmetmek" gibi anlamlara gelir. Dindeki anlamı ise İslam bilginlerinin peygamberimizden sonraki herhangi bir devirde dinî bir meselenin hükmü üzerinde fikir birliği etmeleridir. Bu görüş birliği iki şekilde oluşur. Birincisi, İslam bilginleri dinî bir konuda görüşlerini aynı yönde olmak üzere açıklarlar. Buna "Sarih İcma" denir. İkincisi ise dinî bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehid görüş belirtir, bu görüşten haberdar olan o devirdeki diğer müctehidler aynı görüşü açıkça belirtmemekle beraber karşı görüşte de bulunmayıp susarlar. Böylece o görüşü kabul etmiş sayılırlar. Buna da "Sükuti İcma" denir. İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre Sarih İcma dinî hükümler için kesin bir kaynaktır. Sükuti İcmanın kesin olup olmadığı tartışılmalıdır.

    D) Kıyas
    Kıyas, sözlükte, "bir şeyi başka bir şeyle ölçmek ve iki şey arasındaki benzerlikleri belirlemek"tir. Dindeki anlamı ise Kitap, Sünnet veya İcmada hükmü bulunmayan herhangi bir meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle bu kaynaklardan birinde yer alan konunun hükmünü vermek demektir. (...) İşte din ile ilgili hükümlerin delilleri ve dayanakları bunlardır. Bunlardan ilk ikisi olan Kitap ve Sünnet, dinde asıl kaynaklardır. Diğer ikisi yani İcma ve Kıyas, Kitap ve Sünnet racidir.
  • Doğru; sevgi ve ilgileriyle yaşamımızın erken dönemlerinde bizi biçimlendirmiş olan insanlardan hiçbir zaman tamamen sıyrılamayız, ama mümkün olan en büyük oranda kendimizi kendi başımıza tanımlamak için çaba harcamalı; elimizden geldiği kadar ailemizin etkisini kavrayıp denetimimiz altına almalı ve bu tür başka bağımlılıklara düşmekten kaçınmalıyız. Kendimizi gerçekleştirmek için ilişkilere gereksinimimiz olacaktır, ama tanımlamak için olmayacaktır
  • Kendime karşı dürüst olmam demek kendi özgürlüğüme karşı dürüst olmam demek, ve onu yalnız ben berraklaştırabilir, yalnız ben keşfedebilirim. Onu berraklaştırırken aynı zamanda kendimi de tanımlarım. Tamamen benim olan bir potansiyeli gerçekleştiririm. Modern sahicilik idealinin ya da genellikle kullanılan anlatımla, kendini gerçekleştirme amacının böyle bir zemini var. En değersiz, en saçma ya da komik biçimleriyle birlikte sahicilik kültürüne ahlaki gücü veren zemin bu. "Kendi işine bakma" ya da "kendi kendini tatmin etme" düşüncesine anlam katan bu.
  • Erbakan'ın istifasından sonra gelen hükümetler, 28 Şubat'ta onun önüne konulan maddeleri tek tek uyguladılar. Ancak en önemlisi, Türkiye'nin finansal dönüşümüydü. Bu dönüşümü de 3 Mart 2001 tarihinde Ecevit Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu bakan olan Kemal Derviş gerçekleştirdi. Türk finans sisteminin altyapısını, küresel finans sistemi ile tamamen uyumlu hale getirdi. Artık Türkiye, küresel finans kapitale eklemlenmişti. Dünyada gelişen bir finans piyasası olarak görülüyor ve uluslararası finans piyasalarından rahatlıkla borçlanabiliyordu. Daha sonra, 3 Kasım 2002 seçimleri ile tek başına iktidar olan ve hâlâ da iktidarda kalma becerisini gösteren AK Parti, Kemal Derviş'in ekonomi programını aynen devam ettireceğini ilan etti. Yapısal herhangi bir değişikliği söz konusu etmiyordu.