• Kuran, diğer Ortadoğu dinlerinde olduğu gibi yaratılış kökenini Adem ile Havva'ya dayandırır. Tanrı, Adem'i topraktan yaratır, ona ruhundan üfleyerek can verir. Sonra Adem'den Havva'yi yaratır. (Birkaç yerde geçen tek nefisten yarattım, ondan da eşini yarattım ayetlerinden ben bunu anladım; tabi farklı şekillerde anlayanlar da olabilir) Sonra bilindiği gibi şeytan yüzünden elmayı yerler ve cennetten kovulurlar. Bu olay tevratta kadını suçun ana faili yapacak şekilde anlatırken Kuran'da kadını bu konuda suçun ana faili yapmak zorlama olur. Ancak, Kuran'daki ağırlıklı olarak erkeğe hitap, erkeğe yönelik vaadler, olayları anlatis tarzından Kuran'in da diğer Ortadoğu dinleriyle Adem - Havva- Elma konusunda ortak düşündüğünü gösteriyor. Zaten bu üç dinin kadına olan olumsuz bakışının temelinde de ana etken bu olay gibi gözüküyor.
    ...
    Kuran'da gereğinden fazla tekrar var. Bu kitaba edebi bir yapı kazandirmakla beraber aşırı fazla olması sebebiyle okurken insanın yorulmasina ve usanmasina neden olabiliyor. Özelikle Musa - Firavun kıssası birçok yerde geçiyor. Firavun demişken her zaman aklımdan geçen soru şu olmuştur: Bu Firavun kim? Mısır tarihi, benim bildiğim kadarıyla tarih yazimina önem veren bir medeniyettir. Bu medeniyetin, Firavun'un ve onla beraber koca bir ordusunun yok olmasına sebep olacak bir faciayi tarihinde yer vermemesi biraz enteresan. Bunun arasına Musa'nın gösterdiği mucizeleri de ekleyebiliriz.
    ...
    Kuran'da evrenin - gökyüzünun- denizlerin- dağların anlatisi o dönem insanı için etkileyici olabilir lakin her çağ insanı için aynı derece etkileyici değil nitekim tartışmalara neden olan durumlar var:
    - Karışmayan iki denizden bahsediliyor; bu denizin Arabistan tarafındaki bir deniz olduğu belli, ancak bütün denizler birbirine karışır
    - Dağlar sürekli sabit, sabit kazıklar olduğu ve bu sayede sarsılmalardan koruduğu vurgulanir, bundan ibret alınması istenir. Sadece bir yerde sanırım cehennem tasviriydi emin değilim, orda dağların hareketli oluşu geçer. Ancak başka cehennem tasvirinde ise dağların yurutulecegi gibi durumlar geçer. Ancak dağların hareketli olduğu,sabit olmadığı ve depremlerin dağlık alanlarda fazla olduğu bilinir günümüzde.
    - Mitolojik hikayelerde sıklıkla geçiyor diye biliyorum: "Yer ile gök bitişiktir ve Tanrı onları ayırdı" ve böyle devam eder. Kuran'da da yer-gok bitişik ve ayrıldı gök direksiz şekilde duruyor ve onu tutan Tanridir denir. Yer döşek gibi serilir diye devam eder.
    - Keza düşünme eyleminin kalbe yorulmasi da garip. Çünkü 1400 sene öncesini düşünürsek bu işlevi kalbin yaptığı düşünülürdu.
    Yani bunlardan anlatmak istediğim, bunlari -belki hatirlayamadigim birkaç şey vardir- okuyunca, benim zihnimde oluşan o dönem insanın evren - jeoloji- anatomi bilgisidir. Tabiki o dönem insanına anlayacağı şekilde evren, yeryüzu yada insan vücudu anlatılır. Lakin bu anlatis ilerleyen çağlarda gelişecek olan bilimsel gelişme ile ortaya çıkarılacak gerçeklerle celismemesi gerekir.
    ...
    Adem ile Havva'ya yeniden dönecek olursak, her zaman merak etmişimdir. Hatta küçükken de din kültürü öğretmenime gidip sormuşumdur: "Hocam, ilk insanlar Adem ile Havva. Bunlar çocuk yaptılar. Ancak ondan sonra nasıl ürediler?" Hocamın cevabı "kardes kardeşe cinsel ilişkiye girerek ürediler" olmuştu. Ben de "Ama hocam bu ayıp değil mi!" diye tepki verince; hocam: "O zamanlar değil demişti". Hiçbir zaman aklıma yatmadi bu şekilde üreme ve insanın çoğalmis olabileceği. Hem dinen birkaç açıdan yanlıştır. Bir kere ensest ilişki dinen çok kötülenirken aynı dinler tarafından sanki başka yol bulunamayacakmis gibi ensest ilişkiye bir defa başlangıçta müsaade edilmesi, tutarlı ve mantıklı değildir. Neyse ki Kuran'da bu konu geçmiyor. Zaten Kuran çok ayrıntıya giren bir kitap değil. Olayları yüzeysel anlatıp geçiyor. Ayrıntıda bogulmayin, ana fikri alın der gibidir; kissalarda. Bu da gayet güzel bir yaklaşım. Kuran'da gecmemesine rağmen İslam literaturune insanın çoğalmasi hocamin dediği gibi geçmiş malesef.
    ...
    Bana konu dışı gelen, garibime gelen ise Ahzab suresi ve Tahrim suresi (ilk beş ayet) ve bu sürelerin inişine sebep olan olaylar. İki olay da Peygamberin özel hayatında yaşadığı sıkıntılar. İlkindeki olay evlatligi Zeyd'in hanımı ile evlenmesi ve bunun halk tarafından tepki görmesi ve sonrasında bu suredeki âyetlerin nazil olmasi. Tabiki aynı surede Peygamberin hayatı, kendisi bize örnek olduğu söylenerek aslında gerekçe de sunuluyor, neden peygamberin özel hayatındaki sorunlara yönelik âyetlerin inmesinin. Ancak olayın anlatis üslubu ayette biraz dikkatimi çekti. Önce, evlatliklariniz sizin kendi öz evladiniz değil, onlara kendi öz babalarının verdiği isimle hitap edin gibi şeyler soyleniyor. Sonra, peygamberin örnekligi vurgulanıyor. Sonra, peygamber eşlerine öneri tarzında ayetler gelir: Dünya hayatını isteyenler isterse saliverilecek denir, yok eğer ahiret yurdu, peygamber ve Allah isteniyorsa, içinden edilen güzelliklerin güzel cevapları olduğu vurgulandiktan sonra; uyarı kısmına geçiliyor; (peygamber hanımlarına seslenilerek yine) yapılan terbiyesizligin cezasının iki kat olacağı; buna karşın Allaha ve resule itaat edip, iyi şeyler yaparsa mükafatın da iki kat olacağı söylenir. Sonra peygamber hanımlarının; evde oturması, vakarla konuşması gibi takinmalari gereken haller bildirilir. Bunlar sadece peygamber hanımlarına deniyor gibi gözükse de İslam literaturunde kadının adabı tarzı konularda peygamber eşlerine yapılan bu uyarılar da dikkate alindigi asikardir. Aslında bu olay bir ara kesit, başka bir konu. Ben Zeynep olayını anlatırken âyetlerin sıralamayi bozmadan anlatmak istedim. Sonrasında müslüman erkekler, Müslüman kadınlar ... şeklinde uzun bir şekilde anlatilan kişilerin mukafatlandirilacagi söylenir ardından gelen ayette, bunlarla beraber Allah ve resulu bir ise hükmettigi zaman müslüman kadın veya erkeklerin tercih haklarının olmadığı söylenir ve kim bunun aksini yapar, asi olursa fena bir sapıklık içinde olacağı vurgulanir. Sert bir ayet. Ardından asıl konuya girilir. Zeynep olayı anlatılır. Bu olayın sebebinin, Müslümanlara örnek olmasi için yapıldığı söylenir. Lakin ardından gelen ayette ise Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mubah kıldığı şeyde bir darlık olmadığı soylenilir. Tahrim suresinde de ilk beş ayette peygamberin özel hayatında haniminin birisine tembihledigi bir şeyi başka hanimindan duyması üzerine iner. İsteyen araştırabilir. Kutsal kitapta, bu kadar peygamberin özel hayatına yer verilmesi yani peygamberin özel hayatındaki sorunların âyetler yoluyla çözülmesi garip bir durumdur.
    ...
    Cennet tasvirlerindeki bakire kızlar, huriler, kadınlar hatta bir ayette sağdaki adamlar yani cennet ehlinden bahsederken anlatılır. Sağdaki kadınlara da bakir erkekler, hûriler, erkekler vaad edilmesi ya da iki cinse de bu tarz bir vaadde bulunulmamasi daha yerinde olurmus gibi düşünüyor insan.
    ...
    Savaş konusu keza kafa karıştırıcı. Savaşın gerekçesi olarak, karşı tarafın saldırmasi gösteriliyor ki doğru olan da budur. Eğer saldırı varsa tabiki karşı konulacaktır. Anlaşmayı bozanlarla savaşılmasi gerektiği söylenir. Lakin bu âyetlerin makul gerekçelerinin aksine farklı yerlerde; önce müşriklerin pislik olduğu sonra; kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahirete inanmayanlarla, Allah'ın ve resulunun haram saydığını haram saymayanlarla, islami din edinmeyenlerle cizye verene kadar savaşın emrini veren ayet de var. Cizye: Yabancıları ölümden koruyan vergi manasında yani kafa vergisi. Dinlerinden, inanislarindan ötürü ödedikleri vergi. Barış dini diye anılan bir dinde, bu savaş gerekçesi ve yer yer ayetlerde geçen şiddet söylemleri pek güzel durmuyor.
    ...
    Muta nikahı mevzusu, keza peygambere evlenebilecegi kadınlar sayildiktan sonra gelen ayetlerde geçen artık kimseyle evlenemeyecegi; halen eşi olan hanimlarla ve cariyeleriyle idare edeceginin soylenmesi veya bir olay anlatılırken, iffetli olunması anlatılırken cariyelerle girilecek cinsel ilişkinin iffetsizlik olarak gorulmemesi, kadının mirastaki durumu, keza şahitlikteki durumu, itaatkar olmasi gerektiği aksi takdirde dayak/uzaklaştırma cezasına munasip görülürken; erkeğin gecimsiz olmasinda barış yapılmasının tavsiye edilmesi gibi başka konular da dikkat çeken konular.
    ...
    Tabiki güzel birçok şey de var: Merhametli olunmasi, sabırlı, tevekkül sahibi, öldürmeme emri, on emir diye tabir edilen geçmiş kitaplardaki emirler Kuran'da da geçerli. Oldurmeyeceksin, zina etmeyeceksin, komşunun hakkını gozeteceksin gibi... Keza kimi yerde ceza olarak köle azad edilmesi çok güzel bir uygulamadir. Anlatilan kissalardan çıkarılacak anlamlar vardır. Ibrahim'in Tanrıyı araması, bunu göğe bakarak, yıldızlara bakarak yapması, sorgulaması önemlidir. Yusuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması, yanından bulunduğu yetkilinin hanımı tarafından iftiraya uğrayıp zindana atılması ancak ordan kurtulup Mısır'a yönetici olmasi, insana umut aşılayan, zorluklara karşı dik durmasını öğütleyen güzel bir kıssadir. En çok hoşuma giden ayetlerden birisi "Dinde zorlama yoktur" ve bir diğeri (leri) de "Akletme ve düşünmeye yönelik" ayetlerdir.
    ...
    Evrensel ve her döneme hitap eden bir kitabın günümüze uygulanması artık mümkün olmayan birçok durumu mevcut. O dönem için devrim niteliğinde uygulamalar var olabilir. Böyle kabul etsek dahi; o döneme uygun olan uygulamaları, bu çağa hitap etmeyen hal ve uygulamaları bu dönemde uygulamak için zorlamak yerine evrensel mesajları "adalet, eşitlik, meşhur 10 Emiri" temel alarak yola devam edilmesi zannimca daha iyi olacaktır.
    ...
    Ben, normalde inceleme yapmayacaktim. Buna yönelik incelemeye kısaca yazmıştım lakin iki üç kişinin inceleme beklediklerini görünce inceleme yapmaya karar verdim. Ben gayet saygılı şekilde bir inceleme yaptığımı düşünüyorum, aynı saygıyı herkesten beklerim.
    ...
    Keyifli okumalar...
  • Henüz insan aşamasına ulaşmış değiliz, yalnızca insanlığa giden yolun üzerindeyiz.
  • Yazgı ve huy, aynı kavramın değişik isimleridir. Ama ancak kahramanlardır ki, kendi yazgılarını benimseme yürekliliğini gösterirler.
  • Kaç kez, "Öldürmeyeceksin", "Haram" denilmiş sana ap açık...
    Denmiş denmesine de; Ortadoğulusu, Afrikalısı, Avrupalısı, Asyalısı, Amerikalısı ve tabiki Anadolulusu.. Yani topyekün dünyalısı; yani sen ey üstüne alınmayan "insan", sen! Allah'ını bile dinlememişsin be; etrafını kan gölüne çevirmişsin. Tanrın, hukukun veya kanunun ama senden güçlüyle de aranı iyi göstermek için "meşru müdafa" demişsin... Kanacak ve kandıracağın bir tanrı, bir kanuna inanıyorsun besbelli... Bir de, kutsal ya da değil kitap okuyor; teolojisi, sosyolojisi ve evreniyle doğayı inceliyor; insanı okuduğunu söylüyorsun... Sahi, okuyor musun gerçekten? Ya ne okuduğunu bilmiyor, okuyamıyor ya da bile bile yanlış uyguluyorsun öğrendiklerini...
    Peki bana söyle, seni nasıl affedeyim?
    Okuyana ve yapana haksızlık etmeyeyim...
  • BENDEN BAŞKA TANRIN OLMAYACAK.
    KENDİNE YUKARIDA GÖKYÜZÜNDE, AŞAĞIDA YERYÜZÜNDE YA DA YER ALTINDAKİ SULARDA YAŞAYAN HERHANGİ BİR CANLIYA BENZER PUT YAPMAYACAKSIN. 
    PUTLARIN ÖNÜNDE EĞİLMEYECEK, ONLARA TAPMAYACAKSIN. 
    ÇÜNKÜ BEN, TANRI RAB, KISKANÇ BİR TANRIYIM. 
    BENDEN NEFRET EDENİN BABASININ İŞLEDİĞİ SUÇUN HESABINI 
    ÇOCUKLARINDAN, ÜÇÜNCÜ, DÖRDÜNCÜ KUŞAKLARDAN SORARIM. 
    AMA BENİ SEVEN, BUYRUKLARIMA UYAN BİNLERCE KUŞAĞA SEVGİ GÖSTERİRİM.
    TANRI RAB’İN ADINI BOŞ YERE AĞZINA ALMAYACAKSIN. 
    ÇÜNKÜ RAB, ADINI BOŞ YERE AĞZINA ALANLARI CEZASIZ BIRAKMAYACAKTIR.
    ŞABAT GÜNÜ’NÜ KUTSAL SAYARAK ANIMSA. ALTI GÜN ÇALIŞACAK, 
    BÜTÜN İŞLERİNİ YAPACAKSIN. AMA YEDİNCİ GÜN BANA, TANRI RAB’BE ŞABAT
    GÜNÜ OLARAK ADANMIŞTIR. 
    O GÜN SEN, OĞLUN, KIZIN, ERKEK VE KADIN KÖLEN, HAYVANLARIN, ARANIZDAKİ YABANCILAR DÂHİL, HİÇBİR İŞ YAPMAYACAKSINIZ. 
    ÇÜNKÜ BEN RAB YERİ GÖĞÜ, DENİZİ VE BÜTÜN CANLILARI ALTI GÜNDE YARATTIM, YEDİNCİ GÜN DİNLENDİM. 
    BU YÜZDEN ŞABAT GÜNÜ’NÜ KUTSADIM VE KUTSAL BİR GÜN OLARAK BELİRLEDİM.
    ANNENE, BABANA SAYGI GÖSTER. ÖYLE Kİ, TANRIN RAB’BİN SANA VERECEĞİ ÜLKEDE ÖMRÜN UZUN OLSUN.
    ADAM ÖLDÜRMEYECEKSİN.
    ZİNA ETMEYECEKSİN.
    ÇALMAYACAKSIN.
    KOMŞUNA KARŞI YALAN YERE TANIKLIK ETMEYECEKSİN.
    KOMŞUNUN EVİNE, KARISINA, ERKEK VE KADIN KÖLESİNE, ÖKÜZÜNE, EŞEĞİNE, HİÇBİR ŞEYİNE GÖZ DİKMEYECEKSİN.