İsmet Albert PESSOA

İsmet Albert PESSOA
@oldwerther
Kolay bir saadet mi, yoksa insanı yükselten bir ızdırap mı daha iyi? -Yeraltından Notlar-
-Pamuk ve Katran- Yaşamak bilmektir; Pamuğu ve katranı. Yaşlanmak ise özgürleştiriyor Ne yapacağından bihaber olan insanı. Ölüme yaklaşmak, Ola ki cennete düşme ümidi, Eylemsizlik, Barış. Nerede şimdi o gençlik marazları,o hep dıştan bakış. İnsanlar...İnsanlar tanıdım Gök kadar asi,yer kadar durgun Bulutlara asılmak istedim ayaklarım yere basarken. Binlerce yüz, milyonlarca kelime, Hepsi uçup gitti boşluğa. Bir zaman bilim Bulup getirecekmiş atmosfere dağılan tüm sesleri. Ben görmem o günleri. Zaten sesimin aksinden hazzettiğim söylenemez. Unutulmak da isterim ayrıca, Ayrıca hiç yer kaplamamanın konforu hiçbir şeyde yoktur. Kendimi tanıdım,o bile fazla bana. Dünya güzel şeyler de sundu Çiçek bahçesinde gül, Üç yapraklı bir yonca. İnsanoğlu ne şükürsüz, Bunlar aklıma gelince... Buzlu bir camın ardında şimdi Silüetler:
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Benim için saadetin zirvesi,evimizin mutfağından gelen neşeli şarkıları oturma odasından dinlemektir.
Beni yakamdaki gülden tanırsın, Kırmızı gülden. Belki beyaz. Bir güvercinin buğday toplarken avludaki ürkekliği, Kaldırım taşlarının arasından fışkıran zambağın cesaretiyle karışır ve Çakışır gergin damarlarımda. Mutlulukta hüzün, Zaferlerde hazin, Ve bol parada sefaleti ararım kayıtsızca. Utanmam karamsarlıktan. Belki siyah olmalı yakamdaki gül ne dersiniz? Hem belki kimse tanımaz o zaman beni ve insanların önünden geçip gidebilirim. Güneşi gören kırağı gibi. Sahi ölüm varsa ne hükmü var ki; Seçimlerin,gergin pazuların,yangıların,yanılgıların... İnsan ekmeğini kazanmalı elbette. Kavgasını vermeli temiz yaşamanın. Nihayetinde, Ömür adı verilen bu kısacık davette, Anlamı yok ki yüreği sebepsiz yıpratmanın. Bugün dolar fırladı. Yakında oğlum doğacak. Bugün bir komşum öldü. Sanırım kar yağacak. Demek ki olmaktadır olacak olan. Demek ki herkesin boşluğu toprağın altında: Er geç dolacak olan. -Harun Soy-
Beni hiçkimse kırmadı. Beni hiçkimse yaralamadı. Çünkü hiçkimseyle savaşa girmedim. Uzaktan seyrettim sonbaharları. Titreyip düşen yaprağın sararan damarları değildi aklımı çelen, Dalın yeni yaprakları bekleyişiydi. Vedaları sevmemişim. Önemsememişim kavuşmaları,ayrılmaları. Bana hep yazdı,bahardı. Uzaktan seyrettim sonbaharları. Oysa başkalaşıyor insan. Her mevsim değerli oluyor birden. Merak ediliyor gece usulca düşen, Kırgın yaprağın hikayesi. Sonra titrek bir mum ışığı beliriyor; Derin karanlıkta bir lamba gibi. Işıldatıyor geceyi. Rüzgarla kıpırdaşınca alevi telaşlanıyorum. Sönmesin diye işte ilk savaşı açıyorum. Camlar,kapılar sıkıca örtülüyor. Nefesimi bile tutuyorum sönmesin ışık tek. Koyacak yer bulamıyorum. Az uzak Antartika geliyor, Az yakın Sina. Veya bir okyanus ortasında, Bir rüyaya dalıyorum: İki karınca bir buğdaya omuz veriyor. Milyonlarca yıldızın içinde, Bir tekine takılıyor iki çift göz. Biri “leb”diyor belli belirsiz