ölüler bile sırtüstü gömülür sen beni yüzüstü bıraktın
1000Kitap
İçimizden atamadığımız insanlar
Yıllar sonra adını duyduğunuzda hâlâ içinizde küçük bir hareket yaratan insanlar vardır. İlginç olan, bu hareketin yönünü tam olarak kestiremememizdir. Özlem gibi görünür ama özlem değildir. Öfkeye benzer ama yalnızca öfke de değildir. Bir fotoğraf, bir sokak, bir şarkı ya da bir başkasının ağzından çıkan tanıdık bir isim… Bir anlığına zihninizin yönü değişir. O kişi yeniden hayatınıza girmez. Siz de onun hayatına dönmek istemezsiniz. Buna rağmen geçmişten küçük bir parçanın yerinden oynadığını hissedersiniz. Bu durum yalnızca eski sevgililerle ilgili değildir. Bir dost, bir kardeş, bir ebeveyn ya da yıllar önce yolların ayrıldığı herhangi biri de aynı etkiyi yaratabilir. Yaşam boyunca yüzlerce insanla karşılaşır, yüzlercesinden uzaklaşırız. Büyük bölümü zamanla hafızanın arka sıralarına çekilir. Bazıları ise kalır. Üstelik sevgiyle değil; kırgınlıkla, hayal kırıklığıyla, şaşkınlıkla ya da cevapsız kalmış sorularla birlikte. Bu nedenle mesele unutamamak değildir. Asıl soru şudur: Neden bazı insanlar gittikten sonra da içimizde yaşamaya devam eder? Bu soru bizi yalnızca geçmişe değil, geçmişin içeride bıraktığı izlere de götürür. Tamamlanmayan hüküm Bu soruya verilen en bilinen yanıtlardan biri psikolog Bluma Zeigarnik’in çalışmalarında karşımıza çıkar. Zeigarnik, tamamlanmamış deneyimlerin zihinde daha kalıcı olduğunu göstermişti. İlk bakışta ikna edici görünür. Ancak hepimiz eksik kapanışlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Eğer mesele yalnızca yarım kalmak olsaydı, zihnimiz eski dostluklardan, sonuçlanmamış tartışmalardan ve yarıda kalmış ilişkilerden geçilmezdi. Oysa bazı hikâyeler yarım kalır ve unutulur. Bazıları ise yıllar sonra bile geri döner. Demek ki içeride kalan şey yalnızca sonlanmamış bir ilişkinin tortusu değildir. Geçmişin bıraktığı bir hesap da
Makale|Yazı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Doktor: -Ölüler kanar mı? Adam: - Kanamaz tabi. - Getir parmağını (doktor parmağa iğne batırır.) - Ölüler de kanarmış.
Yerin altında en çok ne var diye sordu Behlül Dânâ, Harun Reşid'e; "Herhalde ölüler" deyince, "yok, ölülerin pişmanlıkları" dedi Behlül Dânâ.
Duygu ve Düşünce
Sen bana bakma Ölüler için şimdiki zamanlar kullanıyorum Kendim için ise çöplük çiçekleri Şimdilerde sana duyduğum her şey sağır ediyor beni Görülmeyi beklemek mesela .. erimiş bir mum misali Ama inan ben de görmüyorum artık beni
Şiir
Ey Sevgili! /Leyla’ya, Leyla demek Mecnun’luğa taliplikmiş Şimdi bana Leyla’dan geçmek düşer Ayrılığın tek çaresiymiş bu/ Gitmeli buralardan Bu su kendini çoğaltıyor seni andıkça Her teşekkürde sen muhakkak karşımdasın Tüm şairler seni tanıyor sanki Hep seni yazıyorlar Ağzımda deniz kokusu Bu vapur da sana boşalıyor ey sevgili! Sen unutulduğun kadar sevgilisin İbrahim’in yüreğine ateş üfler nefesin Bak, bu karınca da çatladı merhamet yolunda Seni hangi kavme tufan olarak gönderdiler Ahh Leyla, ey ademoğlunun en büyük imtihanı Sen ve gece, siyah üstüne siyah Bu ceylan da kan kusar ey sevgili! Buralardan gitmeli diyorsam sen elbet Beyaz olan her şeyden Aklımdan, şu çiğ düşmüş kirpiklerimden yani Bu yağmur seni hatırlatmalı Bu deniz, bu çay bahçesi başkalarının olmalı Tüm mezarlıklarda geçerli referansın Bu şehir de sen gibi artık