Nevin, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

Budizm'de en yaygın kullanılan mantralardan biri olumsuz duyguları kontrol etmeye odaklanır:"Om mani padme hūm,"om egoyu arındıran cömertlik,ma kıskançlığı arındıran ahlak,ni tutkuyu ve arzuyu arındıran sabır ,pad önyargı arındıran hassasiyet,me açgözlülüğü arındıran teslimiyet ve hūm kini arındıran bilgeliktir.

Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc MirallesIkigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc Miralles
Duygu İşinden, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi

BABALAR ÖLÜMSÜZDÜR.
Çocukken babam hakkında düşündüğüm iki şey vardı. Biri babamın her şeyi bildiği, diğeri de ölümsüz olduğu. Büyüdükçe bu düşüncem de kayboldu gitti. Zamanla babamdan daha çok şey bildiğimi, hatta babamın aslında hiçbir şey bilmediğini bile düşünmeye başladım. Ama bugün gördüm ki, babam gerçekten de her şeyi biliyor. Ve umarım ölümsüzdür de asla ölmez.

Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 248)Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 248)

Makale
*Niyet, görüntü, eylem, sonuç dengesi*

Bir tüccar iflas etmiştir fakat duygu ve düşünce olarak çok iyi bir insandır.
Nedenini bilemeyiz ticari olarak başarısız olmuştur. Şimdi bu insan için "kötü" gibi olumsuz bir cümle kurabilir miyiz?
Başka bir örnekleme yapalım. Başka bir insan düşünün; etiket, makam, imaj, görüntü, şekil ve şablonculukla yaşıyor. Diliyle de bunu çok iyi takdim etmeyi başarıyor. Yani bir görüşe/inanca/başarıya sığınmış, onun değerlerin, imajından besleniyor. Pozitif anlamda üretebildiği hiçbir şey yok. Fikri yok, öngörüsü yok, önerisi yok, uzgörüsü yok.
Yani balinanın sırtında bedava seyahat eden sinek gibi olmaya razı.
Bu kolaycılık, kurnazlık, taklitcilik ve hazırcılıktır insanoğlunu yanılgıya düşüren.
İkinci örnekteki insan, birinciyi dışlar fakat toplumsal fayda gözüyle baktığımızda ikincisi daha yanıltıcıdır.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
Mercekle de baksak, teleskopla da baksak, mikroskopla da baksak; hiçbir şey göründüğü anlamda ve değerde değildir.
27.05.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis

Sezen B., bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Tarihsel resim ile yontuda büyüleyici olma çıplak gövdelere dayanır. Bunların duruşu, yarı çıplak oluşları, genelde ele alınışları bakanın tutkularını uyandırmak için hesaplanmıştır. Bu yüzden de saf estetik seyre dalış bir anda askıya alınmış, sanatın amacının kuyusu kazılmıştır.Eskiler, insan gövdelerinin olanca güzelliği, bütünüyle çıplak olmasıyla bu yanlışlığa hemen hemen hiçbir zaman düşmediler. Çünkü sanatçının kendisi onları saf, nesnel bir ruhla yarattı, onları ideal güzellikle doldurdu. Sanatçı öznel değildi, aşağı istekleri yoktu. Öyleyse sanatta büyüleyicilikten uzak durulmalı.
Büyüleme ya da heyecanlandırmanın olumsuz bir türü de vardır. Bu tür, az önce ele aldığımız olumlu biçimden daha fazla kınanabilir. Bu, iğrenç ya da mide bulandırıcıdır. Bu tür, bakanın isteğini uyandırır; doğruyu söylemek gerekirse, bunu büyüleyici olanın yaptığı gibi yapar, böylece de saf estetik seyri yıkar. İstemeyi coşturan şiddetli bir iğrenme, tiksintidir.

İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 154 - Biblos)İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 154 - Biblos)
Ahmet Leman, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Kafamın içinde big-bang var:
Sanki bu çeşit taş duvarlar gerçekten insanı rahatlatan, sırf iki kere ikinin dört edişi gibi kesinlikleriyle kainatı etkileyebilecek kuvvetlerdir. Saçmaların en büyüğü! Öte yandan bütün imkansızlıkları, bütün taş duvarları görüp anlayabilseniz, yetersizliklerin ve taş duvarların biriyle olsun uzlaşamamaktan iğrenseniz, hatta hiç suçunuz olmadığını bile bile mantığın mutlak, kaçınılmaz kurallarına uyarak, o ölümsüz taş duvar konusunda kendinizi suçlayacak kadar çirkin sonuçlara varıp, aczinizden diş gıcırdatarak kendinizi adeta bir şehvet duygusuyla atalete teslim etseniz, sonra da ortada hırsınızı alacak tek bir varlık bulunmadığını, çevrenizde dönenlerin el çabukluğu, hileler ve düzenbazlıktan meydana gelmiş bulanık bir karışım olduğunu fark etseniz bile, bütün bilinmeyenlere, hilelere rağmen içiniz sızlar, bilmedikleriniz arttıkça sızılarınız o ölçüde çoğalır!

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 14 - İş Bankası Kültür Yayınları)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 14 - İş Bankası Kültür Yayınları)
mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim…
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun…
Sarıyor yeşil.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 40 - Metis yayınları)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 40 - Metis yayınları)
Gülsen, Beyoğlu Rapsodisi'yi inceledi.
 23 saat önce · Kitabı okudu · 16 günde · 10/10 puan

Romanımızın ana karakterleri çok küçüklükten beri dost olan Kenan, Nihat ve Selim. Roman, Selim'in ağzından anlatılıyor. Kenan' ın ölümsüz olmak düşüncesi ile cinayetleri konu alan bir fotoğraf sergisi açmak istemesi ile başlıyor her şey..

Tabi her şey sergi ile bitmek bilmiyor.. Kenan' ın fotoğraflarda fark ettiği küçük bir ayrıntı ile üç arkadaş kendini bu cinayetlerin tam göbeğinde buluyor.

Selim, polisiye romana olan sevgisi ve bu yüzden bu tür olayları daha iyi kavrayabildiğinden cinayet olaylarını çözebilmek için Kenan' a büyük ölçüde yardım sağlıyor.

Yazar, Beyoğlu kültürünü, onun sokaklarını, insanlarını, tarihini, binalarını, geçmişte burada yaşanan önemli olayları; gerek betimlemeleri gerekse yalın anlatımı ile gerçekten başarılı bir şekilde yazıya geçirmiş.

Yazarın romanlarının sonunda okuyucularını şaşırtmak genel olarak takındığı bir tavır sanırım. Çünkü kitabın son cümlesinden sonra kitabın son sayfasına boş boş en az beş dakika bakıp kendi kendinize 'nasıl mümkün olabilir' diye sorular yöneltiyorsunuz.

Yazarımız, Selim ağzından anlattığı bu kitabı gerçekten kendiyle özdeşleştirebilmiş. Hatta öyle ki, yazarın gerçekten Selim olmasından korkuyorum.

Ölümsüz Şarkı - Öpmek
Garip geldik gideriz, rafa koy evi barkı!
tek, dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı...

🇹🇷|🍃
Ellerime uzanan dudaktan tepeyim;
Allah diyen seni gel ayağından öpeyim!

➡️Necip Fazıl Kısakürek⬅️