• Robert Edgerton, bireye kendini gerçekleştirme ve topluma uyum hakkı veren toplumların, doğru bir uyumlayıcı kültür içinde olduğunu söylüyor.

    Kendini yağmalanmış ve aşağılanmış hisseden kişilerde ise savunma mekanizmaları kendiliğinden devreye girer: Yalancılık ve hırsızlık bu tür olumsuz duygu yüklenmiş kişilerde ortaya çıkar.

    Ahlâkın kalitesi ve kaynağı, sosyo ekonomik ve kültürel yapının bir sonucu olarak karşımızda duruyor.
    Bunun için, Tanrı'ya inanıp suç işleyen insanla, ateist olup erdemli yaşayan insanları bolca görürüz.

    Ahlâkını Tanrı'dan / ideolojisinden aldığını söyleyen birçok insan da, özünde olan erdemi hayata geçirip, bunu Tanrı'ya / ideolojisine hediye ediyor. Sadece ahlâklı olmak yerine, motif peşine düşüp Dindar Ahlâklı, Sosyalist Ahlâklı diye anılmayı yeğliyor.

    Oysa insanlık tarihi içinde Tek Tanrıyı duymamış, ideolojik düşünceden uzak olup, erdem üstüne düşünmüş, ahlâk ilkeleri bulmuş nice toplumlar var. "Ahlâk motiflerinde bizim gibi değilseniz ahlâksızsınız" demek, çok yanlış bir düşünce...

    Walter Sinnott-Armstrong'un Tanrısız Ahlâk kitabını okudum. Sıkıcı bir anlatım, yararlı bir çalışma olmuş...
  • Suriye’nin tüm bölgelerinde konuşulan dil Kürtçenin Kurmanci lehçesidir. Kurdax ve Cezire bölgelerindeki yerel ağızlar Türkiye ve Irak etkisi nedeniyle küçük farklılıklar göstermektedir. Mîr Celadet Alî Bedirxan, Fransız mandası sırasında Suriye’de çıkardığı "Hawar" (Çığlık) dergisinde Kurmanci Kürtçesi için Latin alfabesini temel alarak bir alfabe geliştirmiştir. Bu dergi Kürtçenin tamamen yasaklandığı Türkiye’de gizli gizli dağıtılmıştır. Her ne kadar Suriye’deki Fransız yönetimi Kürtlerin kültürel örgütlenmesine ve kendilerini ifade etmelerine izin verse de, ülke üzerindeki mandaları sona erdiğinde ve Suriye bağımsız bir devlet olduğunda Kürtlerin azınlık olarak haklarını koruyacak herhangi bir sistem kurmamıştır.


    1946 yılında Fransızların Suriye’yi terk etmesinin ardından Kürtler Kürtçenin öğretilmesini ve öğrenilmesini yasadışı kılan bir dizi ayrımcı uygulama ile karşılaşmışlardır. Bugün Kürtçe Suriye’de resmi olarak tanınmayan bir dildir ve öğretilmesi ve öğrenilmesi yasadışıdır. Her ne kadar, Kürtçe bazı kitaplar yayımlamak mümkün olsa da, 11 Eylül 2001’den ve 50 no’lu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren var olan sansür sistemi daha da güçlü hale gelmiştir. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, birçok yayınevinin Kürtçe kitaplar yayımlamakta giderek daha çok isteksiz hale geldiği ve bunun olumsuz sonuçlarından korktukları ifade edilmektedir.

     

    Kurmanci lehçesinin kullanılmasına yönelik kısıtlamalardan ötürü Suriye’deki birçok Kürt iki-dillidir, yani hem Arapça hem de Kürtçe konuşmaktadırlar. Ancak Kurmanci Suriye’nin kuzeyindeki bölgelerde ağırlıklı olarak kullanılan Kürtçe lehçesi özelliğini korumaktadır. Bu bölgelerde Arapça bilgisinin zayıf olmasının en büyük nedenlerinden biri de Kürtlerin çoğunun Arapça öğrenmeye 6 yaşında, ilköğretimin birinci sınıfına bu yaşta kayıt olunmaktadır, başlamalarıdır. Zorunlu eğitim ise toplamda 9 yıllıktır.Buna karşın, Şam’ın Kuzey Suriye’den ve başka ülkelerden göç etmemiş olan, yerleşik Kürt nüfusunun aşağı yukarı %40’ı 1920 yılında tamamen Araplaşmış ve sonraki nesiller Kürt dilinden bihaber, Arapça konuşan nesiller olarak yetişmişlerdir.
     


    Kaynaklar
    Harriet montgomery - Suriye Kürtleri İnkar Edilen Halk
    David McDowall - Modern Kürt Tarihi
  • “Olayların sadece güzel taraflarını kabullenip kötü olanları üzerine almaktan korkmak, iyimserlik midir? Yaşananların olumsuz yanlarını başkalarına yüklemek, iyimserlik değil, sorumsuzluk ve bencilliktir.”
  • Turuncu

    Turuncu ışın ikinci enerji merkezini kontrol eder. Bu renk en basit tanımıyla, neşenin ve bilgeliğin rengidir. İnsanlardaki sosyalleşme duyguları, turuncu yardımıyla faaliyete geçer. Psikolojik yönden, turuncu ışın zihinsel bastırmaların ve çekingenliklerin giderilmesinde birebirdir. Akılcı yaklaşım gerektiren durumlarda, mantal seviyenin yükseltilmesi açısından büyük faydası dokunabilir. Zihinsel genişlik kazandırdığından, anlayışı ve hoşgörüyü artırır. Kişinin içinde bulunduğu depresyon ve duygusal dengesizlik hallerinde de turuncu renk kullanılabilir. Duygusal kökenli inmelerde olumlu cevap verebilir. Bu rengin beden içinde en etkin olduğu yer, adele sistemidir. Dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarında turuncu renk tedavi amacıyla kullanılabilir. Turuncunun aşırı kullanımı, sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle onun tamamlayıcı rengi olan maviyi de beraberinde kullanmak gerekir.
  • Aslında,geciktirilebilecek her şeyi geciktirerek yaşayıp gidiyoruz; belki de derinde, ta içimizde, her birimiz ölümsüz olduğumuzu, er ya da geç bütün insanların her şeyi yapacağını ve bileceğini biliyoruz.
  • Uzun zamandır okumayı ertelediğim bir seriye başladım. Ve neredeyse iki aydır elime aldığım hiçbir kitabı okuyamadım. Hiçbiri bitmedi, bir köşede beni bekliyor. Beni okuyamama durumundan çıkaran kitap Sarai oldu.

    Bazı kitaplar ilk anda sizi sarmaz. Bu kitap da benim için öyle oldu. Başladığım zaman yarım bıraktım. İlk sayfadan olaylar başladığı halde ben bir türlü kapılıp gidemedim. Aksiyon okumak o an içimden gelmiyormuş. Yani sorun hiçbir şekilde kitaba ait değil.

    Serinin ilk kitabı olarak beklentilerimi çok iyi karşıladı. Abartı bulduğum bir olay yaşanmadı. Yazarın kalemini çok beğendim. Zaten yazarın diğer serisine de aşık olduğum için yazarın diline zaten olumsuz yapmamın imkanı yoktu.

    Herkes seriyi öyle bir övüyordu ki ilk başta endişeyle yaklaşmıştım. Son zamanlarda övülen kitapların çoğu fos çıkıyor çünkü. Ama bu defa övgüleri hak eden bir kitabı yücelttiklerini anladım.

    Karakterler gerçekten muazzam. Sarai zaten ilk beşe sokabileceğim sağlam, güçlü kadın karakterlerden biri. Victor desen zaten aşık olmamak elde değil. Yan karakterler bile çok ilgi çekmeyi başarabiliyordu. Hepsi kontrollü ama insani özelliklerini de kullanabilen karakterlerdi. Yenildiler, yeniden toparlandılar, aldandılar ama üstesinden gelmeyi başardılar. Çok gerçekçi karakterlerdi. Kendilerinden beklemediğim hiçbir tepkiyi vermediler. Yazar bu konuda da kalemini konuşturmuştu.

    Diyeceğim o ki. Bence seriye bir göz atın derim. Konuyu beğenirseniz okumanızı tavsiye ederim. Ben seriye devam etmeyi düşünüyorum. Hatta ikinci kitaba da hemen başlayacak gibiyim. O yüzden size de öneririm.
  • Yılgınlıklar donar
    Hiç kapan mamış yaralar kanar
    Ey içimde bütünleşen çığlıklar
    Bizi böyle ölümsüz sözcükler değil
    Bu sözcüklerden yoksunluklar boğar