Kendim olmak istedim ama herkes kendi olmaya çalışırken ben kimi oynadığımı unuttum.
Bir noktadan sonra "kendin ol" cümlesi bana hiç yardımcı olmamaya başladı. Çünkü kendi benliklerim arasında adeta kaybolmuş gibi hissediyordum. Birden fazla yüzüm vardı ve her ortamda farklı birini takıyordum. Birini okulda, birini arkadaşlarımın yanında, biri sosyal medyada. Hepsinde de benmişim gibi davranıyordum. Ama hiçbir zaman kendim gibi hissedemedim.
Sanki bir tiyatrodayım ve repliğimi unuttum. Etrafımdaki kişiler çok emin davranıyorlardı; kim olduklarını, ne istediklerini ve nasıl hissetmelerini bilen kişiler olduğunu düşünürdüm. Ben ise kendi hayatımda bir figüran gibiydim.
Bir ara düşündüm: Belki de "kendim" dediğim şey, başkalarının bakışlarında şekillenmişti. Beğenilmek, fark edilmek, sevilmek ve değer görmek için giydiğim kimlikler arasında gerçekten bana ait olan bir parça kalmış mıydı? Yoksa ben sadece "nasıl görünmeliyim?" sorusuna cevap ararken "nasılım"?”ı unuttum?
Zor bir şey kendin olmak. Çünkü önce kim olduğunu, nasıl hissettiğini ve nelerden hoşlandığını bilmek gerekiyor. Ama biz çoğu zaman bunları düşünmek için fırsat bile bulamıyoruz. Tek derdimiz güzel kıyafetler giyip ilgimiz olmayan konularda bile ilgiliymiş gibi gözükmek. Ne uğruna? Tabii ki hepimizin yaşadığı duyguyu tekrar yaşamamak adına: dışlanmak.
Belki de kendi olmanın yolu biraz kaybolmaktan geçiyor. Biraz yalnızlıktan, biraz susmaktan, biraz da her şeyi bilmediğini kabul etmekten.
Artık "kendim olmak" benim için eskisi gibi değil. Bu bir hedef değil bu artık bir süreç. Kendimi bulmaya çalışmıyorum kendim olmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum her yeni bir gün aslında yeni bir adım demek. O günüm kötü geçiyor olabilir, bir gün önce yaptığım tüm o planları gerçekleştirememiş olabilirim ya da