"benlik" dediğimiz şey, aslında bir yanılsama. Egomuz, kim olduğumuza dair bir hikaye anlatıyor, ama bu hikaye sadece zihnimizin yarattığı bir yapı. Başka bir deyişle, ortada "sen" dediğin bir şey yok; sadece egonun yarattığı bir benlik illüzyonu var. Bu "diğerleri" dediğimiz insanlar da aslında aynı zihinsel yapıların ürünleri. Senin onlarla çatıştığını düşündüğün şey, aslında sadece kendi zihninle olan savaştan ibaret. Yani savaştığın kişi de, savaştığın kişiler de aslında senin zihninin projeksiyonları. Gerçek anlamda ortada bir "öteki" yok.
Bu yüzden de eğer egonun isteklerinden arınırsan, yani kendini bu yanılsamadan çekip alırsan, geriye sadece saf farkındalık, saf varoluş kalır. İşte bu, mistiklerin söylediği "kendiyle savaş" durumu. Diğer herkesin de, her şeyin de, aslında senin zihninin bir parçası olduğunu fark ettiğinde, bütün bu kavramlar çözülür. Sen, onlar, öteki, hepsi bir olur; çünkü hepsi aslında bir.
Yani, demek istediğim: Egonun ötesine geçtiğinde, kimsenin fikirleriyle savaşmak zorunda kalmazsın, çünkü ortada savaşacak bir şey kalmaz. Kendi zihnini bir kenara çekip, geriye kalan saf gerçeği gözlemle. İşte o zaman neyin gerçek, neyin illüzyon olduğunu görebilirsin.