O halde neden evlenmedim? Her yerde olduğu gibi tek tük engeller çıktı, ama yaşam bu engellere yaklaşımdan ibarettir. Ancak koşullardan ne yazık ki bağımsız olan asıl engel, benim evliliğe ruhen açıkça yatkın olmayışımdı. Bu, evliliğe karar vermemle birlikte uykularımın kaçmasıyla kendini gösteriyor; başım gece gündüz yanıyor, yaşamım yaşam olmaktan çıkıyor, çaresizlik içinde bocalayıp duruyorum.
Bu eğitimin bir diğer görünür sonucu, uzaktan bile seni anımsatan her şeyden kaçmamdı. Önce mağazadan kaçtım. Esasında sokak arasında bir dükkân olduğu sürece özellikle çocukluğumda beni çok mutlu etmesi gerekirdi; çok canlı bir yerdi, akşamları aydınlatılırdı, insan çok şey görüp çok şey duyardı, orada burada yardım edip kendini öne çıkarabilirdi, ama her şeyden önce satış yapışınla, insanlara yaklaşımınla, yaptığın şakalarla, hiç yorulmaman ve ikilemde kaldığında hemen ne karar vereceğini bilmen gibi davranışlarınla senin olağanüstü ticari yeteneğini hayranlıkla izleyebilirdi; sonra paket yapışın ya da bir koliyi açışın görülmesi diğer bir gösteriydi ve bütün bunlar bir çocuk için en berbat okul olamazdı kuşkusuz. Ancak gitgide beni her açıdan korkuttuğun, mağaza ve sen gözümde örtüştüğünüz için, artık mağazada da rahat edemez olmuştum. Orada önceleri bana doğal gelen şeyler —özellikle de çalışanlara davranışların— beni üzerdi.
Beni gerçek anlamda bir kez bile dövmediğin de doğrudur. Ancak bağırman, yüzünün kızarması, pantolon askılarını telaşla çözüp sandalye arkalığında hazırda bekletmen benim açımdan neredeyse daha berbattı.