Çölde ne kokulu gül, ne tatlı elma, ne salatalık ne de patates yetişir. Sadece yabani otlar, kaktüsler ve dikenler vardır. Halk kitlelerinin zihinleri için de aynı şey geçerli. Halk kendi çevresinde ne görüyor? Onlara nasıl davranılıyor? Kim, nasıl makul ve ahlaki bir eğitim verebilir halka?
Çocuklar ve gençler bencil, küçük ve zavallı ruhlara sahip insanlar olarak yetişir. Tembel, açgözlü, şehvetli, dağınık bir yaşam sürerler. Sonuçta hiç kimseye, hiçbir şeye sevgi ve saygı duymazlar; ne vatanlarına, ne yaptıkları işe, ne büyük fikirlere, ne anne babalarına, ne de kendilerine…
Toplumdaki şiddetli bozuklukların temel sebeplerinden biri, herkesin kendi hayatını düzenlemeye çalışması ama kimsenin daha iyi bir yaşam düzeni inşa etmeye gayret göstermemesidir. 
Ebeveynler çocuklarının ilgisini nasıl çekebileceklerini ne biliyor ne de umursuyorlar. Duyarlı ruhlarına dokunamıyorlar. Çocukların belki karınları doyuyor, iyi giyiniyor, sağlıklarına dikkat ediliyor, ancak zihinlerinin ve ruhlarının sağlığı, saflığı ve güzelliği için çok az emek sarf ediliyor.