Ömer Faruk Ünlü

Ömer Faruk Ünlü
@omerfarukunlu
Öğrenci
İstanbul Teknik Üniversitesi
İstanbul
İstanbul
7 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
İlk yaptığı o evi unutmuştu artık. O ev doğarken hissettiği korkuları ve kuşkuları da unutmuştu. Müşterilerine ne verse kabul ediyorlardı, yeter ki ön cephesi görkemli, kapı girişi heybetli, salonu da konukları şaşırtacak kadar şatafatlı olsun. Herkes memnundu bu durumdan. Keating’in tek derdi müşterileri etkilemek, müşterilerin tek derdi konuklarını etkilemekti. Konukların da zaten umrunda değildi.
Sayfa 114·Kitabı okuyor
Reklam
Roark içeriye girdiğinde Cameron'ın masasında New York Banner gazetesinin o günkü nüshasını gördü. Bu gazete, büyük Wynand İmparatorluğu'nun başta gelen gazetesiydi. Roark'un bir mutfakta, bir berber dükkanında, üçüncü sınıf bir salonda, bir metro vagonunda gördüğü gazeteydi. Ama Cameron'ın ofisinde o gazeteyi görmeye hiç hazırlıklı değildi. Cameron gazeteye baktığını görünce sırıttı. "Bu sabah aldım. Buraya gelirken. Komik, değil mi? Oysa bugün o mektubun geleceğini bilmiyordum. Yine de ikis ibirbirine yakışıyor. Bu gazete ve o mektup. İçimden ne dürttü de bunu satın aldım, bilemiyorum. Bir sembolizm duygusu belki. Bir bak şuna, Howard. İlginç bir şey." Roark gazeteye göz gezdirdi. Baş sayfada, dolgun dudakları nemli bir genç annenin resmi vardı. Evli olmayan bir anne. Kadın sevgilisini vurmuştu. Resim, kadının tefrika edilmekte olan hayat hikayesinin başına basılmıştı. Daha altta da kadının mahkemesinin ayrıntılı bir haberi vardı. Diğer sayfalar, gaz, su, elektrik idarelerine karşı bir Haçlı Seferi'ne girişmiş gibiydiler. Gündelik bir yıldız falı, birkaç kilise vaazından alıntılar, genç gelinler için birkaç yemek tarifi, güzel bacaklı kızların fotoğrafları, kocaları elde tutabilme konusunda öğütler, güzel bebek yarışması, bulaşık yıkamanın senfoni bestelemekten daha soylu bir iş olduğunu anlatan bir şiir, çocuk doğuran her kadının otomatik olarak aziz düzeyine yükseldiğini kanıtlayan bir makale. "İşte bizim aradığımız cevap burada, Howard. Sana da bana da cevap bu. Bu gazete. Böyle bir şeyin var olması ve seviliyor, beğeniliyor olması. Bununla mücadele edebilir misin? Bunun duyabileceği ve anlayabileceği kelimeleri bulup söyleyebilir misin?"
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Keating heyecanla bekliyordu. Derken heyecanının içinde belirip büyümeye başlayan öfkeyi de hissetti. Öfkesinin nedeni, bu kadar heyecanlanacak bir şey olmadığını bilmesiydi. Artık dayanamaz hale gelince konuştu: "Biliyorsun, Howard, herkes Stengel'in bu kentteki en iyi tasarımcı olduğunu söylüyor. Asında istifa etmeye tam da hazır değildi sanıyorum ama ben onu dışarı itip yerini aldım. Bunu sağlayabilmek için ince ince düşünmem gerekti. Ben..." Sustu. Bu sözler kulağa pek zeki ve gururlu sözler gibi gelmiyordu. Oysa başka yerde söylendiğinde öyle gelmesi gerekirdi. Bu ortamda daha çok... Bir yalvarış gibi geliyordu kulağa.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Gün olacak, bir salonun köşesine dikileceksin, kürsüde konuşan bir yaratığın binalardan söz edişini dinleyeceksin. Senin o kadar sevdiğin o işten. Duyduğun sözler, keşke biri kalksa da şu herifi iki tırnağı arasında eziverse, diye düşünmene yol açacak. Derken herkesin onu alkışladığını duyacaksın. Haykırmak gelecek içinden çünkü kendin mi gerçeksin, onlar mı gerçek, bilemeyeceksin. Yoksa bir salon dolusu kurukafanın arasında mıyım ben, diyeceksin. Yoksa biri ansızın benim kafamı mı boşalttı, diye merak edecesin ama bir şey söylemeyeceksin çünkü çıkarabildiğin sesler artık o salonda lisan sayiımayacak. Zaten konuşmak istesen de konuşamayacaksın çünkü seni kenara itecekler, onlara binalar konusunda söyleyecek hiçbir şey bulamayacaksın! Bu mu istediğin?
Sayfa 90·Kitabı okuyor
“Tanrı yardımcın olsun, seviyorsun yaptığın işi. İşte bu, senin üzerinde bir lanet. Alnındaki o damgayı herkes görebiliyor. Sokaktaki insanlara hiç bakıyor musun? Korkmuyor musun onlardan? Onların özü, işini seven insana duydukları nefretten ibaret. Tek korktuklar tip o. Nedenini bilmiyorum. Kendini onların her birine apaçık gösteriyorsun, Roark." "Ama ben sokaktaki insanlar hiç fark etmem."
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Reklam