Bir gün Sultanahmet'e gittim, bir banka oturdum. Hava da sıcak. Meydanda bir sürü turist. Benimse elimde telefon, kiminle ne konuştuğumu hiç hatırlamıyorum. Neyse, güneş gözüme vururken sol taraftan elinde bastonla bir teyze geldi yanıma. Her adımı 4 saniyeden uzun. Oturabilir miyim diye sorunca elbette dedim. Oturdu yanıma, başladı diz ağrılarından şikayet etmeye. Sonra biraz tanımak geldi içimden, sohbet etmeye başladık. Nerede oturduğunu sordum ona. Eliyle oturduğumuz yerin önünde sokak olduğunu, orada oturduğunu söyledi. Bilenler bilir, oralar milyonluktur. İyi yerde yaşadığını söyledim. Başladı hikayesini anlatmaya. Genç bir kızken burada yaşlı 2 ya da 3 kız kardeşe hizmet ediyormuş. Onların ihtiyacını giderir, yemeğini, temizliğini yaparmış. Sonra tabi bu kadınlar vefat etmişler ve vefat etmeden önce bu kadına evlerini miras olarak bırakmışlar. Kadere bak, filmde olur ancak böyle seyler. Kadın şimdi milyonluk ama maalesef dizleri kireçli ve bu dünyadan hiç keyif almıyor