Efendimiz ﷺ hiç kimseye yapmadığı bir şeyi ona yapmıştı. İki yakasından tutarak silkelemiş ve: " Müslüman olacağın gün gelmedi mi? Neyi bekliyorsun Allah'ın Ebû Leheb'i andığı gibi seni de kitabında anmasını mı bekliyorsun" demişti. O anda Ömer'in ağzından şehadet cümlesi dökülmüş ve Erkâm'ın evi tekbirlerle inlemişti.
Efendimiz (sas) demedi mi: "Kişi sevdiği ile beraberdir." yani burada seven orada sevdiği ile beraber olacaktır. Bundan dolayı hepimiz sahabeyi çok sevmeli; sevgimizinde sözde kalmamasına, hayatlarımıza sirayet etmesine çalışmalıyız. Gerçi gerçek manada sevgi, sahibini sevdiğinin yolunda yürütür; zaten böyle bir sevgi insanı kurtarır, bizden istenen de budur.
Ebu Ubeyde o teslimiyet abidesi Hz. Ömer'in geri dönme kararına biraz içerlemişti. Hz. Ömer'e dedi ki; "Ey Müminlerin emiri! Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" Bunun üzerine halife Ömer, hepimize temel bir ölçü olacak sözünü söyler:
"Ey Ebû Ubeyde! Ben Allah'ın kaderinden, yine Allah'ın bir başka kaderine kaçıyorum."
Allah senden, benden, ahad sözünü duymak istiyor. Dün bu sözü Mekke'de Ebû Cehil'e, Ebû Leheb'e As.b Vail'e, Ümeyye b. Halef'e karşı söylenirdi; bugün Malatya'da bu söz, televizyona karşı söyleyenecek, İnternete karşı söylecek, tüccarsın faize karşı söylenecek, tesettürüne uzanan ele karşı söylenecek, adı Ahmed, Mehmet, Mustafa olan;ama zihniyeti Ebû Cehil zihniyetine uygun olan zalimlere karşı söylenecek de söylenecek... Allah, ahad haykırışını duymak istiyor; bunu gereğince söylersen ancak imtihanın hakkını ödemiş olursun.