— Şimdi çok şeyler anladım... Bir kadını mesut etmek için onu servete gargetmek kâfi değil; onun ruhunu anlamalı.
— Biz acaba birbirimizi anlamadık mı dersin?
— Maalesef öyle, Müeyyet... Sen çok maddî adamsın... Hiç bir akşam batan güneşin karşısında daldın mı?
Eğer mutluluğu tanımıyorsan o da sana merhaba
demez; hayatın yollarında bin kez karşılaşsan bile ne sen onu tanırsın ne de o sana selam verir. Mutluluğu tanıyacaksın. Kim bilir, belki evin bahçesinde büyüyen çam ağacıdır mutluluk; belki de sokağın köşesinde boy atan akasyadır. Bahçede çam ağacı yoksa, sokakta akasya salınmıyorsa, o zaman da pencereden görünen avuç içi kadar denizdir. Pencereden deniz görünmüyorsa, sokağa bak. Sokakta oynayan bir çocuk yokmu? Varsa, adı mutluluktur. Ya yoksa? O zaman belki de bir kedidir soğuk kış gününde camdan bakan.