Ben birini sevdim. Öyle güzel sevdim ki anlatmaya yetmiyordu kelimelerim. Gülüşünü ayrı,kendini ayrı sevdim. Onu sevmeyi değil bizzat onu sevdim. Elleri ellerimdeydi bir süre, hissetmiştim kalbini en ücra zerrelerimde. Dokundu simsiyah olan bana,öyle güzeldi ki kalbi, masumdu sevmeye utandım, kendime yakıştıramadım. Ben griydim, o maviydi. Umutluydu o her zaman benden daha iyi umut ederdi. Ben onun maviliğine tutuldum kendi griliğimi hiçe sayarak. Elleri sardı önce yaralarımı parmak uçları ulaştı geçmişimin tozlu izlerine bir ilaç misali. İyi geliyordu, öpüldükçe iyileşiyordum onun sayesinde. Sonra çekti ellerini daha çok kanadı yaralarım doktorumdu. Önce nasıl sevilir onu öğretti bana sonra nasıl hayal kırıklığı olunur onu öğretti. Öğretmenimdi. Hayallerimizi çizerdi gecenin en güzel yerinde köprücük kemiklerime. Ressamımdı. Onarırdı kırılan tüm kalbimi,bedenimi tekrar tekrar çizmişti avuç içlerime aşkını. Mimarımdı.! Sonra tanrımdı onun için yaşıyormuşum gibi ibadet ederdim sanki ona. 5 vakit değil tüm vakitlerde varırdım huzuruna. Huzuru huzurumdu. Bir gün gitmekten beter beni benden gidemeyeceğini bile bile sildi attı her yanımı. Gözlerim ıslattı her adımını, ıslaktı. Seven bir kadını kaybetmekten korkmuyordu ama tanıdığım en korkak kadındı, içinde bir korku vardı. Korkusuydum. Sevinciyken korkusu oldum. Ben birini sevdim öyle böyle değil. 17 yaşım gibi sevdim. Gözlerine baktığım her dakika kıyametimdi. Tanrımdı işte o var etmemişti ama o yok ediyordu. Var etmek ona göre değildi o daha çok yok edip beni büyük zaafımdan kendinden hatalarından yok etti. Bende mecburdum. Ona düşmemek için düşünmemeyi seçtim. Kısacası içimi parçalaya parçalaya umudumu kestim. Zor olmalıydı bir devri kapatmak. Ben mecburdum sevmediğimden değil yorulduğumdan vazgeçtim. Yoksa güzel