Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabı ve çok sürükleyiciydi. Bir çok okura göre(iki günde okuyanlardan bahsediyorum)ben çok hızlı okuyamamışım.Ama yine de elimden bırakamadım.
Öyleyse şimdi direk kitabın içeriği ve karakterler hakkında bahsetmek istiyorum. Kitabı okumadan önce okumak istemeyenler için Spoiler içerir.
“Annem çıkıp gitmeden önce, bana sımsıkı sarılmamıştı bile. Tek bir tatlı söz bile bırakmamıştı ardında.”
Kafka Tamura, annesi onu evin evlatlık kızı (Kafka’nın üvey ablası) ile birlikte terk ettiğinde henüz dört yaşındadır. Babası tarafından suçlanarak, Oedipus laneti ile lanetlenir. Kafka da içten içe hep kendini suçlar, annesi onu asla sevmemiştir. Kafka, on beşinci doğum günü evi terk eder ve bir otobüsle Şikoku adasındaki Takamatsu şehrine gider. Orada Komura kütüphanesinde çalışmaya ve kalmaya başlar.
Bir akşam bilincini kaybeder ve kendini üzerine kan bulaşmış halde bulur. Bir gazete haberinden babasının öldürüldüğünü öğrenir. Babasının öldürülme zamanı ile Kafka’nın bilincini kaybettiği zaman çakışmaktadır. Öyleyse babasını kendisi öldürmüştür. Babasının lanetinin ilk maddesi gerçekleşmiştir.
Nakata, Hoşino ile birlikte kaldıkları apartman dairesine döndükten sonra, uzun bir uykuya dalar, ancak bir daha uyanmaz. Nakata’nın açtığı giriş kapısını kapamak artık Hoşino’ya kalmıştır. Bir kedinin yol göstermesiyle Hoşino, giriş kapısını kapatır ve apartman dairesinden ayrılır.
Takamatsu’da bunlar olurken Kafka, ormandaki evde derin bir ruhi bunalıma girer ve intihar etmek niyeti ile ormanın uçsuz bucaksız derinliklerine dalar. Ormanın içinde ölüler diyarına geçer. Orada Saeki Hanım ile karşılaşır. Onu halen annesi olarak görmektedir. Saeki Hanım da Kafka Tamura’yı halen gençlik aşkı olarak görmektedir. Ancak bir endişesi vardır. Ölüler diyarının