Şunu anımsatmakta yarar vardır; insanlar nefret etmek istiyorsa, iyi iş de yapsan nefret eder, kötü iş de. Ne ki yukarıda söyledigim gibi devleti ayakta tutmak isteyen hükümdar çoğunlukla iyi olmamaya zorlanır. Yerinde kalmak için desteklerine gereksinim duyduğunu sandığı kitleler kim olursa olsun, asker, halk, Soylular, yozlaşmıştır; Onları mutlu edebilmem için onların telinden çalmak zorundasın; o zaman yaptığın iyi işler de senin zararına olur. 
… genel olarak insanlarla ilgili şu söylenebilir: insanlar nankör, değişken, içten pazarlıklı, riyakar, korkak ve çıkarcıdırlar; iyilik yaptığın sürece yanından ayrılmazlar; gerekmediğinde sana kanlarını, canlarini, mallarını, mülklerini, dahası evlatlarını bağışlarlar. Oysa gerektiğinde hepsi arkasını döner.
Çünkü yeni düzenlemeyi getiren insan, eski uygulamalardan yarar sağlayanların düşmanlığını kazanırken, yeni düzenlemelerden yana gözükenlerin de etkin bir desteğini alamaz. Bu gönülsüzlük bir ölçüde, yasaları yanlarına almış karşı taraftakilerden duydukları korkularından, bir ölçüde de insanlara özgü kuşkucu yaklaşımlarındandır.