Varoluşçu felsefe oluşmadan önce yaşadığı halde varoluşçu kabul edilen yazarların başında Dostoyevski ve Kafka akla gelir. Benzer şekilde Tolstoy`da güçlü varoluşçu çizgiler görmek mümkündür. Örneğin İrvin Yalom`a göre Tolstoy`un İvan İlyiçin Ölümü adli eserinde, temel varoluş endişelerimizden biri olan ölüm endişesi işlenmektedir. Bu eserin kahramanı, öleceğini anladığında kendisine sık sık, ``Gereken şekilde yaşadım mı?`` sorusunu sormaya başlar.
Geçmiş mal sahibinin bir lüksüdür. Ben geçmişimi nerede saklayayım? Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka birşey istememiştim.