"Kötüler zayıf düştüklerinde, başka kötüleri aramaya başlar. Dünyanın en iyi anlaşması kötüler arasındadır, çünkü kötülük yanlış anlamaya meydan vermez. - Ger çek tartışılabilir, Wanda, Wolfgang'ın bir defasında dedi ği gibi, ölüm de. Ama kötülük sadece kötülüktür, başka da bir şey olamaz. Bu yüzden kliktekiler bu kadar iyi anlaşıyor, bu yüzden hiçbiri onlar için ölmek zorunda olanlara merhamet duymuyor."
Bir küçük kavgalar topluluğu değildi bu. Büyük bir kavganın farklı rauntlarıydı. Ve boksta olduğu gibi on beş rauntta bitmeyecekti. O eski, eldivensiz, taraflardan biri nakavt olana ya da ölene dek süren maçlar gibiydi. Annemle babam on beşinci raundu çoktan geçmişti; yıllardır dövüşüyorlardı-şimdi anlaşılıyor-ama rauntlar arası molalar gittikçe kısalıyordu, bu büyük bir farktı. Biri yakında düşecekti.
Anlamıyordum. Annem harikaydı. Babam iyiydi. Dört çocukları vardı. Ben de onlardan biriydim, en büyükleri. Evin erkeğiydim babam olmadığında. Annem bizi tutup uzun süre sardı, üstümüzden döşemeye ya da tavana baktı. Onu itip kaçmaya çalıştığımı fark etmedi; bunun için çok büyüktüm artık. Sinbad’ın önünde. Kokusunu hala seviyordum. Ama o bize sarılmıyordu; bize tutunuyordu.