Clone Wars, S1:B8, Padmé Amidala:
”En önemli müttefiklerin her zaman en güçlüleri olmadığını unutuyoruz.”
Neden tanrım?
Tanrım, neden beni kendi duygularından başka hiçbir duyguyu önemsemeyen bir insan olarak yaratmadın? Neden bir başkasının gözlerinde gördüğüm hüznü kendi içimde taşımak zorunda kaldım? Neden birinin suskunluğunu saatlerce düşünüp altında sebepler arayan biri oldum da, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edebilenlerden olamadım? Madem Nisera beni hiç sevmeyecekti, madem onun kalbinde bana ayrılmış bir yer hiçbir zaman olmayacaktı, madem sonunda elimde kalacak tek şey hatıralar ve gözyaşları olacaktı, neden yollarımızı birleştirdin? Bazen bunu düşündükçe kızıyorum sana. Çünkü ben ondan mucizeler istemedim. Dünyanın en büyük aşkını da istemedim. Sadece bana baktığında beni görmesini istedim. Sesimi duyduğunda önemsemesini, canım yandığında dönüp bakmasını istedim. Bir insanın başka bir insandan isteyebileceği en basit şeyleri istedim. Ama ne zaman ona doğru bir adım atsam aramızdaki mesafe biraz daha büyüdü. Ne zaman ona ulaşmaya çalışsam, sanki o biraz daha uzaklaştı. Ben sevgiyi büyütmeye çalışırken o duvarları büyüttü. Ben kalmaya çalışırken o gitmenin yollarını aradı. Sonra sanki içimden bir ses yükseliyor. Senin sesinmiş gibi geliyor bana. Ama bu defa cevap vermiyorsun hemen. Çünkü bazı soruların cevabı kelimelerden önce sessizlikte saklı galiba. Uzun bir sessizlikten sonra şunu duyuyorum: "Sen onun seni sevmesini istedin ama onun kalbinde olmayan bir şeyi vermesini bekledin." İşte bu cümle canımı daha çok yakıyor Tanrım. Çünkü biliyorum. İnsan ne kadar inkâr ederse etsin bazı gerçekleri hep biliyor. Ben de biliyordum. Beni sevmediğini biliyordum. Her geri çekilişinde biliyordum. Her susuşunda, her eksik bırakışında, her yarım cümlesinde biliyordum. Ama bilmek başka, kabul etmek başka şeymiş. Ben gerçeği görüyordum ama kabullenemiyordum. Çünkü kabullendiğim an onu
Reklam
Senin gibi düşünenler hiç yalnız kalmaz. Dünya döner, geceler biter, yaralar kabuk bağlar. Önemli olan o kabuk bağlarken içindeki isyanı ve umudu kaybetmemek.
Chicago trajedisi / Haymarket olayı
1 Mayıs 1886’da ABD’deki işçiler, günlük 12-14 saate varan çalışma sürelerine karşı çıkarak 8 saatlik çalışma talebiyle grevler başlattı. 3 Mayıs’ta McCormick fabrikası olaylarında iki işçinin öldürülmesinin ardından, 4 Mayıs’ta Haymarket Meydanında barışçıl bir gösteri düzenlendi. Polis gösteriyi dağıtmaya çalışırken kalabalığa atılan bombanın ardından çıkan çatışmalarda 7 polis memuru ve en az 4 sivil hayatını kaybetti. Tarihe Haymarket Olayı olarak geçen bu olay, 1 Mayıs’ın uluslararası işçi hareketinin simgesi hâline gelmesinde önemli rol oynadı. 1889 yılında Paris'te toplanan İkinci Enternasyonal Kongresi'nde, işçilerin günlük çalışma süresinin 8 saat olması yönündeki taleplerini desteklemek amacıyla 1 Mayıs gününün tüm dünyada işçilerin "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak anılmasına karar verildi.
Genel Kültür
/~Kimse kimsenin inancına karışmamalı. Kim neye inanıyorsa inansın önemli olan iyi insan olmaktır.
Duygu ve Düşünce
Sanırım bu çocuktan hoşlanıyorum..
Sevdiğin, değer verdiğin biri için endişe duymak... Çok değer verdiğim biri var; kendi amaçları ve hayalleri için zorlu bir eğitimde. Onun başaracağına inancım sonsuz. Her hafta aramızda şöyle bir muhabbet geçiyor: Acaba elenecek miyim, diyor. O böyle söyleyince, bir hafta boyunca onun için endişe ediyorum. Onun üzülmesini istemiyorum. Benim için o zaten başarılı biri; eğitimi geçse de kalsa da fark etmez. Korktuğum şey; başarısız olursa hep üzülecek olması ve bunun içinde bir ukde olarak kalması. Başarılı olursa da bu uğurda psikolojik olarak yıpranmasından korkuyorum; çünkü eğitimi gerçekten çok zor. ​Ona çok saygı duyuyorum. Sen görmüyorsun belki ama ben başaracağına gerçekten inanıyorum. Haftada bir konuşabiliyoruz çünkü... :( Önemli olan iyi olması. Onun mutlu olmasını, hayallerini gerçekleştirmiş olmasını her şeyden çok istiyorum. Birini tekrar bu kadar önemseyeceğimi düşünmezdim ama iyi ki varsın hayatımda. Gıcık birisin ama olsun.
Reklam
Reklam