g

Genel Kültür

22 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Halvet: Arapçada yalnız kalıp, tenha bir köşeye çekilmek demektir. Tasavvufta ise, zihinsel yoğunlaşmayı ve bazı özel zikirlerle riyazetleri gerçekleştirmek üzere şeyhin müridini karanlık, dış dünyadan soyutlanmış bir yere, belirli bir süre için koymasıdır. Allah ile gizlice konuşmak, kalbi yanlış inançlardan ve kötü huylardan temizlemek, kurtarmak da halvet olarak değerlendirilir. Bu anlamda kulun kendini bütün varlıhığıyla Allah'a verip, O'ndan gayri her şeyden uzaklaştığını ifade eder. Halvet, Hz. Peygamber'in vahiy gelmeden önce Hıra'da uzlete çekilme uygulamasından doğmuştur. Hz. Musa'nın, Turdaki kırk günlük Allah u Teâlâ ile olan özel görüşmesinden esinlenerek, halvet genelde kırk güne hasredilmiştir. Bu kırk güne bağlı kalınarak, halvete erbain ve çile de denmiştir. Ancak halvetin ana gayesi, düşünceyi ALLAH'tan gayri her şeyden uzak tutmaktır.
Genel Kültür
Bundanım olduğu için deniz yerine doğayı tercih ediyorum
Thalassophobia, okyanus, deniz veya derin su kütlelerine karşı duyulan yoğun korkudur.Yüzme bilmekle ilgili değildir; çoğu zaman bilinmezlik ve derinlik hissinin tetiklediği bir kaygı türüdür.
Genel Kültür
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zülfü Livaneli Cezaevinde yatmış olan edebiyat karakterlerini gözümün önüne getirmeye çalıştım. Ranzanın bir ucuna Meursault ‘u oturttum,onun yanına, aralarında Fransızca konuşsunlar diye Jean Valjean’ı yerleştirdim. Biraz ötede Katyuşa ile Raskolnikov fısıl fısıl Rusça konuşuyorlardı, herhalde Nehludov‘un ziyaretinden söz ediyorlardı.Keşanlı Ali duvarın dibine ilişmişti, Dr. B ise zihninden satranç oynuyordu Kardeşimin Hikayesi
Genel Kültür
🔘Metafor (eğretileme), bir kavramı veya durumu, aralarındaki benzerlikten yararlanarak başka bir şeyle anlatma yöntemidir. Bir şeyi "başka bir şey" gibi göstererek mecazi karşılaştırma yapar; daha çarpıcı ve derin bir anlatım sağlar. Örn. "Zaman bir nehirdir." (Zamanın akıp gittiğini ve geri dönmediğini vurgular) 🟣Metonimi (ad aktarması veya mecaz-ı mürsel), bir kavramın, onunla yakından ilişkili başka bir kelimeyle ifade edilmesi sanatıdır. Benzetme amacı güdülmeden, parça-bütün, iç-dış veya neden-sonuç ilişkisiyle kelimelerin yer değiştirmesidir. Türkçede sıkça kullanılan bu sanat, anlatıma yoğunluk ve çekicilik katar. Örn. "Bu akşam Fuzuli'yi okudum." (Fuzuli'nin kendisi değil, kitapları/şiirleri kastediliyor).
Genel Kültür
'Sümerler Ay ile Güneş'i eril, yıldızları dişil kabul ediyor ve on iki tanrıyı da altılı sisteme göre yarısı dişi, yarısı erkek sayıyorlar­dı. Daha sonra Mısır ve Araplar güneşi dişil saymaya başla­dılar. Sümer'de tanrıları iki haneli rakamlarla ifade etmek yaygındı ve eril tanrıların ikinci hanesi sıfır, dişil tanrıların ikinci hanesi beş ile bitiyordu."'
Sayfa 299 - Kapı Yayınları
Genel Kültür
Eşitlik ve adalet için bakış açıları:
Rawl (1985) tarafından geliştirilen sosyal adalet anlayışı ise, tıbbi bakım gibi bir hizmetten elde edilen toplum yararının en üst düzeye nasıl çıkarılacağını açıklamaktadır. Irk, zeka ve sağlık gibi doğuştan gelen kaynaklara dayalı olmadan “toplumun en az avantajlı üyelerinin en çok yarar görmesi” gerektiğini savunmaktadır. Rawls J. Justice as fairness: Political not metaphysical. Philosophy & Public Affairs. 1985;14(3):223-50.
Genel Kültür