Meksika hükümetinden "The Magnificent Seven" filminin çekimleri için izin istendiğinde yetkililer "eğer, bu filmde Meksikalılar kötü adamları oynayacaklarsa... iyi adamları da Meksikalılar oynamalı" koşulunu öne sürmüşlerdi.
Tartışmaları iyiye bağlayabilmek uğruna, Hurst Buchholz'ün oynadığı tip kahraman ve iyi yürekli bir meksikalı yapıldı, yetkililer de böylece çekime izin verdi.
Hud filminin çekimi öncesinde Paul Newman Teksas'a gitti ve haftalarca bir çiftlikte yaşayıp kendince alıştırmalar yaptı. Rolüyle ilgili her şeyi öğrendi. Film çekimi başladığında Newman da kovboylar gibi kement atmasını, at üstünde sığır kovalamasını ve bağırıp çağırarak, ıslık çalarak sürü toplamasını çok iyi beceriyordu.
Baş kadın rolünü üstlenen Patricia Neal, o günlerde yedi yaşındaki kızını kaybetmiş, yasını sürüyordu hala. Ama yine de sinema yaşamında ona katkıda bulunacak, bir yerden sonra da onu oyalayacak diye "Hud"da oynamayı kabul etti ve kamera karşısına geçti.
John Wayne'in sinema yaşamında tek bir amacı vardı: 1836 Alamo Savaşının filmini yapmak. Bu ünlü savaşı beyazperdede olabildiğince yeniden canlandırmak istiyor, fakat on dört yıl boyunca filme para koyacak bir yapımcı bir türlü bulamıyordu. Sonunda karar verdi; ne pahasına olursa olsun, kendi başına bu işin üstesinden gelecekti. Dediğini yaptı. Varını yoğunu bankalara ipotek etti ve aldığı bütün parayı da filme yatırdı. Derler ki: yakalandığı ülserin asıl nedeni, filmi bitirene dek çektiği parasal sıkıntılardı.
peckinpah filmlerinde gercek "iyi"ler yoktur, sürekli "kötü"ler kol gezmektedir. Dereceleri, daha az "kötü", daha daha az "kötü"dür. Hiçbiri zorlama "iyi" değildir. Çünkü Peckinpah, insanın doğuştan "kötü" olduğuna inanmaktadır. Zaman, mekan ve koşullar insanın doğuştan varolan "kötü" yanını, yeri geldiğinde yumuşatıp eksiltmekte fakat bütünüyle yok edip "iyi"ye dönüştürememektedir.