Bilgelik, bir şeye farklı bakabilme becerisidir.
Sophie Oluwole
Felsefe yaparak, tanıdık olanı yabancılaştırabilir, yabancı olanı ise tanıdık hale getirebilirsiniz. Benim açımdan en güzel yanı bu. Zira benim geldiğim mahallede tanıdık tanıdık yabancı da yabancı kalmak zorundaydı. Felsefe beni, siyah-beyaz dünya görüşüme renkler katmaya ve yeni bakış açıları kazanmaya teşvik etti.
18. yüzyıl Fransız filozoflarından Jean-Jacques Rousseau bu konuda "Az bilen insanlar genellikle çok, çok bilenler ise az konuşurlar," demişti. Aslında bu mantıklıdır; Bir şey hakkında ne kadar az şey bilirsek, her şeyi tutarlı bir hikâyeye oturtmak o kadar kolay olur.
İlk Yunan filozoflarından Miletli Thales, hayatta en kolay seyin ne olduğu sorusuna "Başkalarına öğüt vermek," diye cevaplamış, ona göre en zor olan şey ise: "Kendini bilmek."
Tembel ayarda olan düşüncemizin gerçeği keşfetmeye değil, hâlihazırda sahip olduğumuz inançlarımızı güçlendirecek gerekçeler aramaya odaklandığını söyleyebiliriz. Bu durum için gerekçeli akıl yürüme ifadesi kullanılıyor. Kendi inanç ve düşüncelerimize karşı ileri sürülen fikirleri baştan ciddiye almıyoruz. Bu iç görü sadece toplumsal tartışmalarla ilgili olarak önemli değildir. Aynı şey kurumlar içindeki anlaşmazlıklar, aile içindeki çatışmalar veya özel ilişkilerimizdeki tartışmalar için de geçerlidir. Amerika Birleşik Devletleri' nin kurucularından Benjamin Franklin bunu çok önceden fark etmişti:
"Mantıklı bir varlık olmak çok kolaydır, çünkü bu, aklımıza koyduğumuz her şey için nedenler bulmamızı veya uydurmamızı sağlar."
"Duruş söz konusu olduğunda, bedeniniz her zaman en az direnç göreceği yolu seçer. Ancak bedeniniz için en iyisi bu değildir. Egzersiz yapmaya devam etmeli ve duruşunuzun daha fazla farkında olmalısınız." İnsan zihni de böyledir. Genelikle tembeldir ve en kolay yolu, yani kendi haklılığını tercih eder, ancak bu her zaman en iyisi değildir ve kesinlikle esnek değildir. Peki, insan doğası gereği kendi dar görüşüne sıkışıp kalmaya mı prog-ramlanmıştır? Kendi neslini hep en iyisi olarak görmeye? Farklı düşünenlere hiçbir şekilde anlayış göstermemeye? Hayır, doğal olarak böyle programlandığımızı düşünmüyorum. İçimizde aynı zamanda oyuncu, yaratıcı ve meraklı bir taraf da var. Ancak tembelliğimiz
yüzünden dar gorüslü tarafimiza yenik düstügümüz anlasilyor.
Çünkü bu taraf fazla enerji gerektirmiyor. Hareket kabiliyetimizı bilinçli bir şekilde eğitmeliyiz. Bu önerme hem bedenimiz hem de zihnimiz için geçerli.