Düşünsene;
Çok çalışıyorsun,okuluna gidiyorsun,sınavlara giriyorsun,iş buluyorsun,hayatının aşkıyla tanışıp evleniyorsun.
Bir pazar sabahına uyanıyorsun,dışarıda günlük güneşlik bir hava,hafif rüzgâr esiyor.
Yeni uyanmışsın, tertemiz bembeyaz bir yatakta gözlerini yeni açmışsın derin uykudan.
Sonra sevdiğin gelip alnına küçük bir öpücük konduruyor ve konuşuyor; "Hadi kalk hayatım, bugün hava çok güzel,pikniğe gidelim,her şey hazır..." kalkıyorsun kızını ve oğlunu giydiriyorsun,hazırlanıyorsun ve pikniğe gidiyorsun. Uçurtma uçuruyorsunuz,gülüyorsunuz eğleniyorsunuz. Eve dönüyorsunuz çocuklarınız uyuyor,sonra yağmur yağmaya başlıyor,pencerenin kenarında sevdiğinle oturup sohbet ediyor,kitap okuyor ve kahvenizi içiyorsunuz.
O sırada eve bir kağıt geliyor, eşin askere gidecek...
Gidiyor,üzerinden çok zaman geçiyor... Dönmesine son 2 hafta kalmış. Eve bir asker arabası geliyor o anda yere çöküyorsun birkaç asker geliyor anlıyorsun tabi,ailesi geliyor. Annesi,babası yıkılıyor. Çocukların,ailen,sen kalıyorsun öylece.
Hayat arkadaşın gidiyor bir tabutta.
Son kez sarılıyorsun ve sonrası yok...
Bomboş her şey.
Bu ülkede güzelliğin,mutluluğun hayalini kurmak o kadar kolay değil!