Kitap; o dönem koşullarında genç Cumhuriyeti korumak amacıyla 1924'te Türkiye dışına çıkarılmış bazı Osmanlı hanedanı üyelerinin hayatlarını konu ediniyor.
Cumhuriyeti Korumak diyorum çünkü;
"Mısır'da yaşayan şehzadeyi Türkiye'den gelen bir grup ziyaret eder hanedanı yeniden iş başına getiriyoruz, sizi tahta geçireceğiz büyük desteğimiz var deyip oldukça yüksek miktarda İngiliz sterlinide verirler.... Yazışmalar Fransızca olacaktır u sırada müstakbel padişaha sürekli İngiliz sterlin gelmekte artık eksik olmayan ziyaretçileri de padişahımız efendimiz diye hitap etmektedirler... "
cümlelerinden hala Cumhuriyet karşıtı bir kitle olduğunu anlayabiliyoruz.
Gelelim hanedan mensuplarına. Kimi bu sürgün olayı karşısında içten içe serzenişte bulunurken,kimi Vahideddin'in İngilizler tarafından kandırılıp işbirliği yaptığını kabul etmiş,kimi akıl tutulması yaşadığından dolayı İngiliz rüyasına kandığını söylemiş.Ancak hepsinin ortak noktada buluştuğu bir yer var o da TÜRKİYE CUMHURİYETİ.
Sürgün edilmelerine rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına sevinmiş,yapılan inkılâpları ( özellikle sanat alanında ) kendi dönemleri ile kıyasladıklarında hayran olmuşlardır.
Hiç bir hanedan üyesi Atatürk için kötü düşünmemiştir.
Bunu Sultan Abdülmecid'in torunu Ahmet Kemalettin Keredin'in, "Ortada bizim aile ile mukayese etmek için başka örnekler de var. Rusya'da Romanofların sonunu düşünün. Hanedanlarından bir kişi bile hayatta kalmadı hepsini kurşuna dizdiler.İhtilal Fransa'sında kralın kraliçenin bile kafası kesildi bizi sadece dışarı göndermekle iktifa ettiler. Yıllar sonra da çok şükür geri gelmemize izin verildi dolayısıyla ATATÜRK'ÜN ALEYHİNDE DÜŞÜNMEK MÜMKÜN DEĞİL.Bugün ondan hareketle bugünlere geldik.Beter bir halde olabilirdik." Satırlarından net olarak