Belleksiz ve umutsuz, şimdiki zamanın içinde yerlerini alıyorlardı. Gerçekte, onlar için her şey şimdiye dönüşüyordu. Şunu belirtmek gerekir, veba sevme gücünü ve hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı. Çünkü aşkın biraz olsun geleceğe gereksinimi vardır ve bizler için kısa anlardan başka bir şey yoktu artık.
“Kalpsizsiniz” denmişti bir gün kendisine. Ama hayır, onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların her gün ölümünü gördüğü yirmi saate katlanmasına yarıyordu. Onun, her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı. Bu yürek nasıl olur da yaşam verebilirdi?
Yaşadıkları şimdiki zamana karşı sabırsız, geçmişlerine düşman ve geleceği elinden almış olarak inan kaynaklı adaletin ya da nefretin parmaklıklar arkasında yaşamaya mahkum ettiği kişilere benziyorduk biz de.
Grand şaşırmış gibiydi ve Cottard sanatçı olmanın pek çok şeyi halledeceğini ağzında gevelemişti.
“Niçin?” diye sormuştu Grand.
“Çünkü bir sanatçının başkasına oranla daha fazla hakları vardır, herkes bunu bilir. Onun her zaman önceliği vardır.”