BUBNOV
Peki bu ne yahu? Bir insan yalan söylemeyi neden bu
kadar sever? Sanki hep yargıcın karşısındaymış gibi!
NATAŞA
Galiba yalan gerçekten daha tatlı geliyor ... Hem bazen
ben de ...
BARON
Sen de ne? Devam etsene!
NATAŞA
Bir şeyler uydururum ... Uydurup beklerim ki ...
BARON
Neyi?
NATAŞA
( Utangaç bir gülümsemeyle.)
Öylesine bir şeyler işte ... Mesela yarın özel birinin gel-
mesini... veya başıma beklenmedik bir şey gelmesini ...
Ciddi ciddi beklerim hem de. Gerçekte bekleyecek neyim
var ki?
PEPEL
Dur bakalım gaklama! Şuna cevap versin bakalım: Söylesene ihtiyar, Tanrı var mıdır?
BUBNOV
İnsanlar ... nehirde sürüklenen tahta parçaları gibi yaşı-
yorlar ... bazen bir ev kuruyorlar onlardan ... kalan yon-
galarsa sürüklenip gidiyor ...
PEPEL
Ee, var mı? Söylesene ...
LUKA
(Alçak sesle.)
İnanıyorsan var; inanmıyorsan yok ... Neye inanıyorsan
o vardır ...
NASTYA
Gideceğim ben buradan ... Başka bir yere taşınacağım.
BUBNOV
Niye? Nereye?
NASTYA
Bıktım artık ... Fazlalığım burada ...
BUBNOV
(Sakince.)
Her yerde fazlalıksın; tüm insanlar yeryüzünde fazlalık-
tır zaten.
Hepimiz insanız! Kendini başkası gibi göstermeye çalışsa
da, yaşamda yalpalasa da insan olarak doğan insan ola-
rak ölür! İnsanlara bakıyorum da hepsi daha akıllı, daha
ilginç görünme çabasında ... herkesten aşağı yaşasalar da,
her şeyin en iyisini istiyorlar ... İnatçılar!
Canım sıkılıyor... Neden bazen böyle sıkıntı basıyor
beni? Güzelce yaşayıp gidersin, her şey yolundadır!
Ama birden, basbayağı buz keser gibi sıkıntı kaplar
ıçını ...