osman

osman
@oosmvnn
bilmiyorum
Bilmiyorum
"aslında, tam diye bir şey yoktur," dedim, "her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. yani yarım da bir bütündür."
Sayfa 45 - iletişim·Kitabı okudu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bilmiyorum
zaten bu hayatta, her zaman bir şeyler eksikti. ya da bana öyle gelirdi.
Sayfa 45 - iletişim·Kitabı okudu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Bilmiyorum
gözleri, sadece gözleri, sıkılmalarının, ne istediğini bir türlü bilememenin ve belki de bu yüzden, karşısına çıkan yeni ve yabancı yaşamlara dokunmak isteyişinin, sürüklenişlerden kurtaracak ve sıfırdan başlama şansı verebilecek, bir çeşit tutunma çabası olduğunun farkındaydı. belki de bu yüzden gözler, kendisi tarafından ve çocukluğa giden bir tarihte oluşmuş, artık “kendine rağmen”e dönüşmüş bir kabuklanmanın içine hapsolmuş, çıkış yollarını yitirmiş bir kimliğin yardım çağrısı gibi bakıyordu.
Sayfa 42 - iletişim·Kitabı okudu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Bilmiyorum
bizim de buralarda kadınlarımız, icabında, ayıp, yasak, günah üçgeninde sıkıştırılmış vaziyetteydiler ama, müzeyyen bu üçgeni yırtmış, yırtarken kendi kendine bir şeytan üçgeni yaratmış
Sayfa 42 - iletişim·Kitabı okudu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Bilmiyorum
çıt'ın nasıl bir şey olduğunu henüz bilmiyordum. içimden öyle geliyordu. başka bir son düşünemiyordum. böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. dünyanın bütün Kızılderilileri yenilir, spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, sadri alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. nedenimi bilmez ağlardım. ağladıkça sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...
Sayfa 19 - iletişim·Kitabı okudu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku