Bensiz attığın her adıma iyi ki ayakların var, diyerek karşılık veriyorum. sen hep gidebildiğin kadar uzağa git. bu benim kalbim ve yerin soğumasın diye o battaniyeyi hep kapalı tutacağım. seni, tutamam. biliyorum. denemek yok. yanılmaların boyumu aştığı yerden geliyorum ama iyi ki ayakların var. orada olmuşsun. bir yerde bulunmuşsun. biri görmüş seni. dokunmuş biri sana. sesini duymuşlar. ne şanslı köpekmiş, başını okşamışsın. evin var, döndün oraya. yatağına uzandın. gece kolların üşüyecek yine uzun kollu giymedin. içinde geçtiğin her cümle için kalbime bir çiçek ektim. bu bizim barış imzamız. uyuttum onu. üstünü örttüm. yarın çok güzel bir gün. başını yana eğmenin “tanrım lütfen.” demek sayıldığı çocukluktan geliyorum. sen orada yürüdün ben burada bekledim. yönleri bilmeyişim. yersizliğim. yanlışlığım. olsun, iyi ki ayakların var.
battaniye kareli. altında hep o belki bir gün umudu. buralar çok uzak, belki adımların yetmez ama iyi ki ayakların var.