“Yaşamda her şey karmakarışık, çelişkilerle doluydu. Örümcek ağı gibiydi. Ağın bir telini yakalayıp çekince kurtuluşun geleceği sanılan, oysa çekip çıkmaya çabaladıkça daha çok dolanılan örümcek ağı gibiydi.”
“İsviçre’ye gitmek, ormanlık bir bölgede yaşamak istiyordu. Yeryüzünün, göllerin üstündeki aydınlığını, gökyüzüne kavuşan dağları ve huzur veren havadaki yansımasını hissetmek istiyordu.”
“İşte bu dünya, arabadaki sırtı pek karnı tok kadının aptal işçi yığını diye nitelediği kalabalığa öylesine alayla bakmayı kendine hak sayabildiği kadar yalan ve ihanetle dolu bir yerdi.”