Orçun

Orçun
@orcun4175
Bir çay doldur.Bir kitap seç ve dünyayı sessize al...
Marmara Üniversitesi
Kocaeli-Diyarbakır (41)
21 Mayıs
8 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ekim de geldi sen gelmedin.Eylül toparlanıp gitti işte .Ekim de gider bu gidişle... Turgut Uyar
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uzun bir aradan sonra yine yeniden...
1000Kitap
Kocaman adımlar gerek sana...
Hayat, biraz da arkada iz bırakabilme sevdasının adı olsa gerek. Ama “bir sedâ bırakma” işi, sanıldığından daha zor galiba. Çünkü niceleri geldiler ve ne işler gördüler; sonunda göçüp gittiler. Ama geride onlardan hiçbir iz kalmadı. Diğer taraftan, sesi yükselterek baskın çıkmaktansa, sözü yükselterek kabul görmenin daha erdemli bir tavır olduğunu ve hayatta sadece bunun mücadelesini vermenin gerektiğini herkes kabul edecektir. Ama insan nefsi, güzelliği sessizce ifade etmeyi, iş yapmayı, görünmeden değer katmayı bir türlü benimseyemiyor. Sürekli bir görünürlük kazanma hırsı var onda. Her gün yeni maske takarak yepyeni bir mekanda olmayı istiyor. İstiyor ki, herkes dünyada sadece kendisi/o varmış gibi davransın; o geçerken trafik dursun, tren onu beklesin, fırıncı ekmeğini o gelmeden çıkarmasın, herkes onu sürekli olarak taltîf etsin, zaman onun için aksın. Olmadı ve olmayacak. Bu olmamanın yıpranmışlığı ise hırçınlık şeklinde tezahür ediyor kimilerinde ve ses yükseliyor. Yani hayatın anlamının bir vechesini teşkil eden “arkada iz bırakabilme sevdası”, sözün kalitesini yükseltme ve kelâm eyleme imkânı böylece ortadan kalkıyor; söz gürültüye karışmak suretiyle kelâm olamadan silinip gidiyor hafızadan, kağıttan… Kalanlar/sonsuz olanlar ise çığlık atarken dahî edebi elden bırakmayanlardır… Sonsuzluk arayışı değil mi insanı sürekli olarak yakıp kavuran? ...Hayat dediğin ne ki? Buraya ait değilsin işte, anlasana! Nefesini ne kadar tutabilirsin ki suyun altında? Ya da bir balık ne kadar yaşayabilir karada? Niye inleyemez oldun sazlıktan ayrıldığın halde? Niye şeb-i arûs diye bakmıyorsun son anına? Sen deryayı karıştırmışsın dere suyuyla; kevser havzı sanmışsın baraj sularını; kanla beslenen bebek misali mutlaklaştırmışsın yakınında olanı, dünyanı… Ama yanlış. Unuttukların
1000Kitap