Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl nasıl size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir der ki düşman başına.
Gönül yarası desem... Değil!
Ekmek parası desen... Değil!
Bir der ki...dayanılır şey değil.
Tarık Tufan dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bu ilk göz nurum
Gece Açan Çiçekler idi. Ve yine hayran kaldım Tarık Tufan'ın kalemine.
Okuma arkadaşlarım ile okuyunca daha bir lezzet kattık kitaba tabii.
Aşk bağımlı olmak mıdır, yoksa onun mutlu olduğunu bilmek ile huzurlu olmak midir? Bence "aşk"senin hayatında olsa da olmasa da onun sağlığı ve yaşadığı için mutlu olmaktır. "Herkes çiçek açsın, ama kendi bahçesinde" tabii.
Orhan, üniversitede akademisyendir.
Hayatı normal seyirde giderken Firdevs ile karşılaşır, ve asıl sorunlar bundan sonra başlar. Orhan'a ayrı kızdım Firdevs'e ayrı. ikisi de iradesine yenik düştüğü için. Çünkü ikisinin de hayatındaki kişilere âşık değil bağımlı olmuşlardı. Ve ne olursa olsun hatalarını görmezden geldiler. Bu da ufak bir sinir harbi yapıyor kitabı okurken.
Kitabın, baş karakterleri dışında yan karakter olan defne'nin hayatı çok üzdü beni okurken, ve onun hayatını tanıtan sözlerini sunuyorum sizlere. "Bir yetimhanenin sadece içinde kalanlar değil, binası da yetimdir" Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor onun hayatında.
Bir de Ahmet Hilmi bey var ki... Hani o an kitabın içine girip onunla bizzat sohbet etmek isterdim. "Bu adam kendini bulabilmek için, baktığı her yeri aynalarla dolduracak kadar nasıl kaybolmuş olabilirdi ki? Demek ki duvarlarda yüzünü aramaya mecbur kaldığı bir yokluğun ve kimsesizliğin içinde kıvranıyordu bir zamanlar. Nasıl bir hiçliğin içinde hapsolmuş, nefessiz kalmıştı acaba?"
Kesinlikle tavsiye ediyorum
Kitapla ve sağlıkla kalın.