Gerçekten de karıştırılır hep yalnız olmak ile tek başına olmak. Oysa yalnız olmak başka, tek başına olmak daha başka.
Hakikatte hiç tek başına olmadık, olamadık. İstedik mi gerçekten tek başına olmayı, tek başına kalmayı, bilemiyorum.
Yalnızlıklarının farkında olmayanlar, tek başına olmayı yalnız olmak zannediyorlar; yolun başında şaştıkları için, yolun başında şaşkınlığa uğradıkları için böyle zannediyorlar. Keşke uğramakla kalsalardı, bilakis orada ikameti seçtiler. İşte bu yüzden zannetmeye devam ediyorlar.
Aşk değil mi adı, o halde dile gelmekten, dilde ikamet etmekten niçin kaçınsın, niçin yâresini dil-i yâra göstermekten utansın?
Öyle ya, aşk almadan vermenin, verdikçe yücelmenin, yaşamak için vermeyi ibadet bilmenin adı değil mi?