İnsanlar koşarak yer altına iniyor. Yer altına inerken koşuyorlar. Bazı insanlar aşağı inerken metronun hareket etmesine daha üç dakika olduğunu biliyorlardı. İki dakika varken bu bilgiyi öğrenenler hızlı adımlar atmaya başladı. Hızlı adımlarını bazı üççülerin hızlı adımları da takip etti. Fakat pek çoğu daha vakit olduğunu bildiğinden kimi durarak kimi yere yürüyerek yavaş yavaş yoluna devam etti. Bu sakin ortamı çoğu bircinin telaşlı koşuşları değiştirdi. Koşmayıp aldırmayan birciler bizi umursamaz, biz de onları umursamayız. Koşanlar ikicileri de üççüleri de önüne kattı. Tam da bu kovalamacanın ortasında iki yarı ikici yarı üççü Res Aldes ve Roran A'vora üççü olduklarından hızlanmak istemiyor, ikici olduklarından tereddüte düşüyor ve bircilerin hareketlerine tanıklık ediyordu.
blog.mucahitugur.com/30-konduktor-bi...
Refik iyi insan aslında ama çevresi kötü herhalde. Önceden de hiç böyle konuşmazdı. Etrafta dolaşır boş boş duvarlara (Refik boş bakmazdı ama duvarlar boştu), camlara gömülür, saatlerce kılını kıpırdatmaz ve kendince müşrif olurdu. Müfiş olurdu? O dediği neyse işte ondan. Sonra yalnızlığına yalnızlık katınca bir garipleşti. Aslında yalnızlığı üzerinde pek de söz hakkı yoktu.
blog.mucahitugur.com/7-piyango-falan...
Dedim: - Uzaklardan mı geldiniz efendiler?
Dediler: - Biz buraların yerlisiyiz.
Ben buranın yerlisi değil miydim acaba? Ne kadar zaman sonra yerli olunuyor? Yerliliğime bir başıma karar verebilir miyim?
Dedim: - Ben de buranın yerlisi miyim?
Dediler: - Dünya hepimizin yeridir. Yerli olmak isteyen yerlidir.
blog.mucahitugur.com/13-yerli-olmak-...
Aynı masaların yanılgısı
Maksat doğruyu seçmek
İkisi de doğru, doğru değil
Masa değil o koltuk
Korkuluktan bir kontluk
...
blog.mucahitugur.com/67-ayni-masalar...
Toscha kolaylanan yolundan, buzdan tilkilerin açtığı aralıktan geçti ve süzülerek yoluna devam etti. Ne de olsa en çok sevdiği yolculuktu bu. Buza bata çıka attığı her adım gökyüzünde attığı bir kulaçtı. Vali Sola istediği kadar atlet vermemişti ona. Her zaman daha fazla atlet serebileceğine inanırdı.
Atlet serme tepesi buzdan surlarla çevrili, Teşmur'un dört bir yanını gören sessiz bir sığınaktı. Rüzgârdan kulaklar uzar, saçlar başları terkeder ve başka başka doğmuş kardeşlerine uzanırdı. Tepeye giden yolda Toscha hep en hüzünlü şarkısını söylerdi:
blog.mucahitugur.com/73-leke-tutmaz-...